Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2010/2399 E. 2010/4169 K. 30.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2399
KARAR NO : 2010/4169
KARAR TARİHİ : 30.06.2010

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün BOZULMASINA ilişkin olarak daireden verilen 14.4.2009 gün ve 2009/1117-1224 E.K. sayılı ilamın tashihi karar yoluyla incelenmesi katılan davacı hazine tarafından istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava konusu 130 ada 36 parsel sayılı taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalıların miras bırakanı Ömer Derinöz adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı … taşınmazın “…oğlu …Bey oğlu Piri … Paşa Vakfiyesi” sınırları içerisinde kaldığını öne sürerek dava açmıştır. Hazine taşınmazın kadim yayla olduğunu ileri sürerek davaya katılmıştır. Mahkemece davacı … Müdürlüğünün davasının reddine, katılan davacı hazinenin davasının kabulüne, taşınmazın yayla olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmiştir. Hükmün davacı … tarafından temyizi üzerine dairemizce yaylakların çıplak mülkiyeti hazineye, yararlanma hakkı da köy tüzel kişiliğine ait olduğundan taşınmazın bulunduğu belde yada köy tüzel kişiliğinin davaya dahil edilerek taraf koşulunun oluşturulması gereğine değinilmek suretiyle hüküm bozulmuştur. Katılan davacı hazine, tespit kişi adına yapıldığına göre taşınmazın bulunduğu köy tüzel kişiliğinin davada taraf olması gerekmediğinden, karar düzeltme yolu ile bozma kararının kaldırılarak, hükmün onanmasını talep etmiştir.
Gerçekten kişi adına tespit ve tescil edilen ve Kızıldağ Yaylası olarak bilinen bölge içerisinde kalan bu nedenle mülkiyeti devlete ait olan taşınmaz hakkında hazine dava açabileceği gibi, meraların sınırları içinde bulunduğu ve yararlanma hakkı olan köy tüzel kişilikleri ve belediyelerinde dava açma haklarının bulunduğu kuşkusuzdur. Hazine ile birlikte köy tüzel kişiliğinin de taraf olması gerekliliği ancak taşınmazın mera veya yaylak olarak tespit edilmesi ve tespite karşı hazine dışındaki kişilerin dava açması halinde mümkündür. Bu nedenle dairemizin taraf koşuluna yönelik yanılgıya dayalı 14.4.2009 tarihli bozma ilamı yerinde değildir.
Davacı … Müdürlüğünün esasa yönelik temyiz inceleme isteğine gelince; dava konusu taşınmazın Kızıldağ Yaylası olarak bilinen ve memleket haritasında bu isimle işaretlenen 1600 rakımlı bölgede bulunduğu aynı yörede açılan bir başka dava sebebiyle yapılan yargılamada Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 29.12.1995 tarih 7745-7843 sayılı ilamında ve Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1996 tarih 1996/17-294-426 sayılı ilamı ile yaylak olarak kabul edildiği, mahallinde yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen diğer delillerle belirlenmiştir.
HUMK’un 238/2 maddesine göre “maruf ve meşhur olan hususlar münazaalı sayılmaz”. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yer sadece o yöre halkı tarafından değil herkesin bildiği yurt genelinde maruf olan “Kızıldağ Yaylasıdır” bilinen gerçekler karşısında mahkemece taşınmazın niteliğinin yayla olarak belirlenmesinde usul ve yasaya aykırılık yoktur.
Türk Medeni Kanununun 101.maddesi hükmüne göre “Vakıflar gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemesiyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluklarıdır” Vakfın Osmanlı Hukukundaki tarifi de Türk Medeni Kanununun 101.maddesindeki tarife pareleldir. Kavram olarak denilebilir ki, vakıftan amaç bir malın menfaatlerini hayır yönüne tahsis etmektir. Vakfın kurulabilmesi için belirli bir amaca yönelmiş mal olmalıdır. Ancak tahsisi yapılacak gayrimenkulün vakfın amacına cevap vermesi gerekir.
4342 Sayılı Mera Kanununun 3.maddesine göre yaylak; çiftçilerin hayvanları ile birlikte yaz mevsimini geçirmeleri, hayvanlarını otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerdir. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yaylakın özel mülkiyete geçirilmesi, amacı dışında kullanılması, sınırlarının daraltılması mümkün değildir. Bu hali ile kamu malı niteliği gösteren ve tarım arazisi özelliği olmayan yaylakta vakıf kurulabilmesi mümkün olmadığından yaylak olduğu saptanan taşınmazla ilgili davada davacı … Müdürlüğünün davasının reddine, katılan davacı hazinenin davasının kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca davacı hazinenin yerinde görülen karar düzeltme isteminin kabulü ile dairemizce verilen 14.4.2009 tarih 2009/1117-1224 E.K. sayılı bozma ilamının ORTADAN KALDIRILMASINA, yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı … Müdürlüğünün yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile mahkeme hükmünün ONANMASINA, peşin alınan 13,10 TL temyiz harcının mahsubu ile geriye kalan 4,05 TL harcın davacı … Müdürlüğünden alınmasına, 30.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.