Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2009/5498 E. 2010/4126 K. 28.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5498
KARAR NO : 2010/4126
KARAR TARİHİ : 28.06.2010

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 101 ada 41 parsel sayılı 472,60 m² yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak ham toprak niteliği ile davalı hazine, 102 ada 206 parsel sayılı 5.835,24 m² yüzölçümündeki taşınmaz miras yolu ile gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak dava dışı Şahnez Köroğlu, 102 ada 760 parsel sayılı 7.587,47 m² yüzölçümündeki taşınmaz miras yolu ile gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak dava dışı …adına tespit edilmiştir. Davacı … ve … miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmıştır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek davanın kısmen kabulüne, dava konusu 101 ada 41 parsel sayılı taşınmazın davacı … adına tapuya tesciline, dava konusu 102 ada 206 ve 760 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davaların husumet yokluğu nedeniyle reddine, dava konusu 102 ada 206 ve 760 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline, dava dışı 102 ada 463 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tutanağının ise tespit gibi tescilinin yapılması için Tapu Sicil Müdürlüğüne iadesine karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davalı hazineye ait 1.9.2004 tarih ve 63 sayılı tapu kaydının dava konusu 101 ada 41 parsel sayılı taşınmazı kapsadığı, tapunun tesisinden geriye davacı … yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 46. maddesinde öngörülen 20 yıl süre ile malik sıfatıyla zilyetlik koşullarının davacı yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Mahkemece dava konusu 101 ada 41 parsel sayılı taşınmaza uygulanan 1.9.2004 tarih ve 63 sayılı tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri, dayanağı belgeler ve varsa haritası Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilip keşifte uygulanmamış, davacı …’in müstakil zilyetliği 20 yıla ulaşmadığı halde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca davacı …’in bayii … yönünden de belgesiz araştırması yapılmamış, dava konusu 101 ada 41 parsel sayılı taşınmaza komşu 101 ada 119 sayılı taşınmaz mera olduğu halde yöntemine uygun şekilde mera araştırması yapılmadan hüküm verilmiştir.
Böylesine eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez. O halde mahkemece dava konusu 102 ada 41 parsel sayılı taşınmazın tespitinde uygulanan davalı hazinenin tutunduğu 1.9.2004 tarih ve 63 sayılı tapu kaydı ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri, dayanağı belgeler ve varsa haritası ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, tapu kaydı revizyon görmüş ise revizyon gördüğü parsellerin kadastro tespit tutanak örnekleri getirtilerek dosya içine alınmalı, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca da Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilerek, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar uzman bilirkişi, tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi, tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalıdır. Bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda tespit tutanağı bilirkişilerinden olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıklarınanlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmelidir.
Ayrıca uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazın toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmelidir. Dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmadığı dikkate alınarak tutanakları içeriğinde vurgulanan maddi ve hukuki olgularla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, belge esas alınmış ise sözü edilen belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalıdır. Dava konusu taşınmazın mera olmadığı saptandığı takdirde 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 46. maddelerindeki hükümler uyarınca zilyetlik araştırması yapılmalı, davacı …’in bayii … yönünden de yöntemine uygun şekilde belgesiz araştırması yapılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, dava konusu 102 ada 206 ve 760 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiğine göre bu taşınmazlara ait tutanak asılları ve dayanağı belgelerin tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne geri gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde tespit gibi tescile karar verilmesi, dava konusu olmayan ve dosyada kadastro tutanak aslı da bulunmadığı anlaşılan 102 ada 463 parsel sayılı taşınmaz yönünden de gereksiz yere taşınmaza ait kadastro tutanağının tespit gibi tescilinin yapılması için Tapu Sicil Müdürlüğüne iadesi şeklinde hüküm oluşturulması dahi isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.