Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2013/7372 E. 2013/10244 K. 11.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7372
KARAR NO : 2013/10244
KARAR TARİHİ : 11.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
1-Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik 11.maddesinin birinci fıkrasının arazilere ilişkin (f) bendinde taşınmaz malın kamulaştırma (dava) tarihindeki mevki ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler ve uygulanacak kapitalizasyon faizi yönünden sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır. Mahallinde yapılan keşif sırasında bu yönde herhangi bir tespit yapılmamış, hükme esas alınan 2. ve 3. bilirkişi raporlarında kuru tarım arazilerindeki kapitalizasyon faizi esas alınarak değer biçilmesine karşın münavebeye alınan ürünlerin verim miktarları sulu arazi şartlarına göre tespit edilmiştir. Taşınmazın sulu arazi olup olmadığı, sulamanın taşınmazın tamamında ve her mevsim için fiilen yeterli olup olmadığı, dereden sulanıyorsa bu suyun kendi doğal akışı ile mi yoksa özel bir pompalama ya da başka bir sistemle mi taşınmaza ulaştığı, yapılan sulamanın başkasının taşınmazındaki bir kuyudan yapılıyor olması durumunda bu sulamanın daimi ve geçerli kabul edilebilmesi için kaynak üzerinde dava konusu taşınmaz lehine bir mükellefiyet kurulmuş olması gerektiğinden bu hususun varlığı ve suyun yeterliliği vb. gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde araştırma yapılarak belirlenmeden, pompajla sulama varsa bunun için yapılacak giderlerin de üretim masraflarına ilave edilmesi gerektiği düşünülmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması,
2-Mahkemece ortalaması alınmak suretiyle hükme esas alınan raporlardan 10.09.2012 tarihli keşif üzerine tanzim edilen raporda taşınmazın tümüne biber ekili olduğunun belirtildiği, 23.10.2012 tarihli keşif üzerine hazırlanan raporda ise araziye buğday ekili olduğu ve hasat yapıldığının belirtildiği anlaşılmıştır. Yaklaşık bir ay arayla yapılan keşifler sonrası düzenlenen raporlardaki bu çelişki nedeniyle bilirkişi raporları inandırıcı bulunmamıştır. Bu nedenle yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile keşif yapılıp, taşınmazın durumuna ilişkin yapılacak gözlemin bizzat hakim tarafından keşif zaptına yazılmak suretiyle belirlenmesinden ve arazinin niteliğinin ayrıntılı olarak tespit edilmesinden sonra alınacak rapor sonucuna göre karar verilmesi gerekirken çelişkili raporların ortalaması alınmak suretiyle hüküm kurulması,
Kabule göre de;
3-Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü yazısında taşınmazın bulunduğu bölgede pamuk-sivribiber münavebesi yapıldığına ilişkin bir bildirim bulunmadığı halde hükme esas alınan 3. bilirkişi raporunda bu ikili münavebe üzerinden değer belirlenmesi,
4-2942 sayılı Yasanın 4650 sayılı Yasa ile değişik 11. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi uyarınca bilirkişi kurulu, arazi niteliğindeki taşınmaz malın kamulaştırma tarihindeki mevki ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini esas tutarak düzenleyeceği raporda, tespitinde etkili olacak bütün nitelik ve unsurları ve her unsurun ayrı ayrı değerini belirtmek suretiyle ve ilgililerin de beyanını dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerini tespit etmelidir. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında ise özel ve dikkate alınması gereken haklı bir neden bulunmadıkça tarım arazilerinin olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden bilimsel yöntemle yapılacak değerlendirmede münavebeye alınacak ürünler için aynı Yasanın 4650 Sayılı Yasa ile değişik 15. maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca, kamulaştırma belgelerinin mahkemeye verildiği gün itibarıyla dekar başına elde edilecek ortalama verim, üretim gideri ve toptan satış fiyatına ilişkin olarak ciddi istatistiki bilgilere dayalı olduğu bilinen o yerdeki gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüğü verilerinin esas alınması aranmaktadır.
Bu nedenle değerlendirme tarihi olan 2012 yılına ait resmi veriler getirtilerek buna göre bilirkişi raporu hazırlanması gerekirken 2012 yılı verileri getirtilmediği gibi hükme esas alınan 3. bilirkişi kurulu raporunda 2011 yılı verilerine göre yapılan hesaplamada buğdayın ve samanın dekar başına ortalama verimi 591 kg-500 kg, mısır 2. ürünün dekar başına ortalama verimi 859 kg, pamuğun dekar başına ortalama verimi 551 kg olduğu halde; sırasıyla dekar başına ortalama verimin 650 kg-550 kg, 945 kg ve 606 kg alınması suretiyle yüksek değer hesaplanmış olması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.