YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/920
KARAR NO : 2010/5860
KARAR TARİHİ : 22.06.2010
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, … 6. İcra Müdürlüğünün 2009/9281 Esas sayılı dosyasından, 05.08.2009 tarihinde davacı şirkete ait işyerindeki malların haczedildiğini belirterek, İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak davanın kabulü ile hacizlerin kaldırmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, toplanan delil durumu ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu malların davacıya ait olduğunun anlaşıldığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu taşınır mallar 05.08.2009 tarihinde, borç kaynağı çekte belirtilen borçlu şirkete ait adreste ve borçlu temsilcisi huzurunda haczedilmiştir. İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararınadır. Bu yasal karine aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delilerle ispatlanması gerekmektedir.
Dosya içerisinde mevcut belgelerden, davacı ve borçlu şirketlerin temsilcilerinin aynı şahıs olduğu ve adres birliktelikleri bulunduğu anlaşılmaktadır. İİK’nun 97/a maddesi 2. Cümlesinde belirtildiği üzere borçlu ile 3.şahısların malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi mal borçlu elinde sayılacağından, aksinin davacı tarafından ispatı gerekir.
Davacı şirket hacizli malların kendilerine ait olduğu yönünde, borçlunun birikmiş kira borcuna karşılık, borçlu tarafından kendileri adına kesilmiş faturalar ile satın aldığını ileri sürmüş ise de, sunulan faturalar devir niteliğinde olduğu gibi kira sözleşmesi tarihi ve 01.01.2009 tarihli davacı ve borçlu şirket arasında düzenlenmiş ortaklık sözleşmesi içeriği ile çelişkili olduğundan karine aksine ispata elverişli nitelikte bulunmamıştır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan davanın reddi gerekirken aksi düşüncelerle kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 22.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.