Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/7157 E. 2012/8379 K. 28.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7157
KARAR NO : 2012/8379
KARAR TARİHİ : 28.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkiline kasko sigortalı araca, davalıların maliki, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın tam kusurlu çarpması sonucu hasarlandığını, araçta meydana gelen 10.450,22 TL hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini bildirerek TTK’nun 1301. maddesi gereğince 10.450,22 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …, sigortalı araca çarpan aracın kendisi adına tescilli olduğunu, kazanın meydana gelmesinde kendisinin bir kusuru olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Sigorta A.Ş. vekili, müvekkil şirketin sorumluluğunun limitle ve sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ile sınırlı olduğunu bildirmiştir.
Davalı …, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile 10.200 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalı … yönünden poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı … yönünden faiz isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı … ile davalı … tarafından imzalanan Sigorta Şirketlerinin Birbirlerine Olan
Rücu Taleplerinin Hızlandırılması Hakkında Protokol’ün VII. Maddesinin (b) bendine göre, sigorta şirketlerinin birbirlerine yönelik rücuan talepler için dava açmadan önce talebin dayandığı belgelerin sigorta şirketine gönderilmesi, kusurla ilgili itirazlar için yazışma yapılması ve her durumda protokoldeki süreler geçmeden şirketlerin birbirleri aleyhine dava açamayacakları belirtilmiş, aynı maddenin (e) bendinde ise, poliçenin tespit edilebileceği hallerde buna rağmen zarar sorumlularına dava açılmış olması halinde, sigorta şirketinin teminat limiti ile bağlı kalmak şartıyla ana alacağı ödemesi halinde ana alacak ve tüm fer’ileri yönünden hem zarar sorumlularının hem de sigorta şirketi bakımından borcun sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Hal böyleyken davacı … tarafından dava açılmadan önce davalı … şirketine başvurularak ödenen hasar bedelinin talep edildiğine dair davacı tarafça dosyaya belge sunulmamış olup mahkemece, protokol hükümleri esas alınarak davalı … şirketinin ana alacağın fer’isi niteliğindeki faiz talebinden, yargılama masrafları ile vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasına dair kararında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 130,35 TL fazla alınan onama harcının temyiz eden davacıya geri verilmesine 28.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.