Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/7629 E. 2011/11549 K. 01.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7629
KARAR NO : 2011/11549
KARAR TARİHİ : 01.12.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; karar yazılı nedenlerle dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (üçüncü kişi) vekili, …’nün 2006/760, 761, 438 sayılı Takip dosyalarında üçüncü kişinin …ndeki hisselerine 13.10.2009’da haciz konulduğunu, davacının söz konusu hisseleri bu tarihten önce 08.08.2005’te borçlu … ’tan devraldığını belirterek yasal dayanağı olmayan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda: “alacaklı vekilinin borçluların …deki hisselerini muvazaalı olarak devrettikleri iddiası ile devralan …’ın hisselerine haciz konulmasını istediği, hisse devrinin ise takip tarihinden önce yapıldığı, öte yandan devrin muvazaalı olduğu iddia ediliyorsa buna ilişkin genel mahkemelerde dava açılması gerektiği“ gerekçesi ile şikâyetin kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, takip alacaklıları tarafından temyiz edilmiştir.
1.1086 sayılı HUMK’nun 76. (6100 sayılı HMK’nun 33.) maddesi uyarınca Türk hukukunu re’sen uygulamakla yükümlü olan hâkim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup, onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir.
Bu ilke ışığında, dava dilekçesi içeriğindeki anlatımdan ve talep sonucundan uyuşmazlığın, üçüncü kişinin ileri sürdüğü istihkak iddiasına ilişkin olduğunun kabulü gerekir.
İstihkak davaları ise İİK’nun 97/11. maddesi uyarınca genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulüne tabidir ve buna uygun olarak tarafların uyarılı davetiye ile duruşma gününden haberdar edilerek öncelikle taraf teşkilinin sağlanması, kendilerine davayı takip etme ve delillerini sunma imkânının verilmesi, 1086 sayılı HUMK’nun 511–376, 377 6100 sayılı HMK’nun 321.) maddesine de uygun biçimde davaya ilişkin son diyeceklerini bildirme olanağının da tanınması gerekirdi.
Bu durum, Anayasa’nın 36. maddesi ile teminat altına alınan ve 18.05.1954 tarihinde ana metnini imzalayıp, 25.09.1989 tarih, 89/14563 sayılı kararnameyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlayıcı yetkisini tanıyan Ülkemizde de geçerlilik kazanmış bulunan AİHS’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da bir gereğidir.
Bununla birlikte tabi olduğu yargılama usulü nedeni ile bu tür davalar, dava değeri üzerinden (başlangıçta ¼’ü peşin alınmak üzere) Harçlar Kanunu’na göre hesaplanacak nispi karar ve ilam harcı ile karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan AAÜT tarifesi uyarınca hesaplanacak nispi vekâlet ücretine tabidir.
Dava değeri de hacizli malın değeri ile alacak miktarından hangisi az ise ona göre belirlenir.
Belirtilen tüm bu hususlar gözetilmeden dosya üzerinden yapılan inceleme ile işin esası hakkında yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2.Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklılara geri verilmesine 01.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.