YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4994
KARAR NO : 2010/3855
KARAR TARİHİ : 17.06.2010
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 122 ada 24 ve 25 parsel sayılı sırasıyla 5386,25 metrekare ve 4031,47 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına, miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya, bağışa ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak sırasıyla davalı … ve … adına ayrı ayrı tespit edilmiştir. Davacı … adına tespit edilen dava dışı 122 ada 26 parsel sayılı taşınmazın eksik tespit edildiğini öne sürerek, kesin hükme, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın bir bölümü hakkında dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, 122 ada 25 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi davalı … adına, 122 ada 24 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi davalı … adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı taraf Ayvacık Asliye Hukuk Mahkemesinin 5.6.1990 tarih 1981/96-1990/163 E.K. sayılı kesin hükmüne dayanmıştır. Mahkemece davacının dayandığı kesin hükme esas alınan dava dosyasındaki kararın ayni hak doğurmayacağı bu nedenle kesin hüküm şartlarının oluşmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemece varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmediği gibi yapılan araştırma ve inceleme de yetersizdir.
Mülkiyet hakkına dayalı olarak açılan elatmanın önlenmesi davaları taşınmazların aynına ilişkin davalardandır. Hal böyle olunca kadastro mahkemesinde görülen davalarda mahkemece öncelikle elatmanın önlenmesi davası sonucunda verilmiş bir hüküm varsa bu hükmün dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi, taşınmazın kesin hüküm kapsamında kaldığının belirlenmesi halinde uyuşmazlığın kesin hükme değer verilerek çözümlenmesi gerekir.
Somut olayda davacı Ayvacık Asliye Hukuk Mahkemesinin 5.6.1990 tarih 1981/96-1990/163 E.K. sayılı elatmanın önlenmesi davası sonucu verilmiş ilama dayanmıştır.
O halde mahkemece davacı tarafından dayanılan kesin hükmün dayanağı ilam ve eki harita, taşınmazlar başında yeniden keşif yapılarak yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine sağlıklı biçimde uygulanmalı, uygulamada kadastro paftasının ölçeği ile kesin hükmün dayanağı haritanın ölçekleri eşitlenerek haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılarak her iki harita çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, kesin hükmün dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı, yanlar arasında koşulları usulün 237. maddesi hükmünde tarif edilen biçimde kesin hükmün var olup olmadığı duraksamasız belirlenmeli, kesin hükmün varlığı halinde kesin hükmün kamu düzenine ilişkin olumsuz dava koşulu olduğu, istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak uyuşmazlık önceki günlü kesin hükme göre çözümlenmeli, dava konusu taşınmazların tümünün yada bir bölümünün kesin hükmün kapsamı dışında kaldığının belirlenmesi halinde iddia ve savunma doğrultusunda toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı …’ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 17.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.