Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2009/581 E. 2010/3581 K. 08.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/581
KARAR NO : 2010/3581
KARAR TARİHİ : 08.06.2010

Taraflar arasında görülen ve kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı … ve davalı … tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 186 ada 3 parsel sayılı 340,76 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı … taşınmazın kamulaştırma haritası kapsamında kalan yerlerden olup, yola terkini gerektiğini öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne dava konusu taşınmazın tespitinin iptali ile yol olarak tespit dışı bırakılmasına karar verilmiş; hüküm davacı … ile davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı …, taşınmaz üzerinde 30 yıllık zilyetliği bulunduğunu, ayrıca mahkeme masraflarından da sorumlu tutulmaması gerektiği iddiasıyla hükmü temyiz etmiştir. Davalı … 28.03.2006 tarihli celsede; dava konusu taşınmazın bir kısmının Karayolları tarafından kamulaştırıldığını ancak kamulaştırılan yerlerin keşif yapılması halinde tam olarak belirleneceğini söyleyerek delillerin toplanması sonrasında anlaşmazlığın giderilmesi mümkün olmuş dolayısıyla taraflar arasındaki uyuşmazlık, delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesinden sonra giderilmiştir. Bu nedenle davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Diğer taraftan 05.02.2007 tarihli uzman bilirkişi raporuna göre; dava konusu taşınmazın tamamının istimlak haritasında kaldığı tespit edilmiştir. Mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen deliller ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davalının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı … Müdürlüğünün temyizi harç ve vekalet ücretine yöneliktir.Bilindiği üzere 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 31. maddesi hükmüne göre avukat veya dava vekili ile takip edilen kadastro davalarında vekalet ücretinin; davanın önemi, vekilin sarf ettiği emek, tarafların davada iyi niyetle hareket edip etmediği, hak ve eşitlik kuralları göz önünde tutularak maktuen takdir ve tayin olunması, takdir edilecek vekalet ücretinin keşif yapılmışsa, taşınmaz malın değerine göre avukatlık ücret tarifesinin tayin ettiği nispi vekalet ücreti sınırlarını geçmeyecek şekilde belirlenmesi, 36. maddesi hükmüne göre de kadastro komisyonlarınca emlak vergisi değeri belli olmayan taşınmaz mallara, kadastro ve dava harcı ile yargılama giderlerine esas olmak üzere kıymet takdir edilmesi, kadastro hakiminin de dava harcının hesaplanmasında bu değerleri esas alması gerekir.
492 sayılı Harçlar Kanunu’nda ise nispi harca tabi davalarda dava açılırken başvurma harcı ile birlikte müddeabih değeri üzerinden hesaplanacak 1/4 oranındaki karar ve ilam harcının da peşin olarak ödenmesi, dava sonucunda hükmedilecek karar ve ilam harcından peşin ödenen bu harcın mahsubunun yapılması öngörülmüş, 13/j maddesi hükmü ile de genel bütçeye dahil kurumlar yargı harçlarından muaf tutulmuştur. … daha önce genel bütçeye dahil olmadığından harca tabi ise de, 24.12.2005 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 5436 sayılı kanunun 12. maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na ekli Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri’ni gösteren (I) sayılı cetvel değiştirilerek … bu cetvele dahil edilmekle genel bütçe içine alındığından harçtan muaf hale gelmiştir.
Açıklanan bu hukuksal olgular ile karar ve ilam harcının niteliği gözetildiğinde, karar ve ilam harcının alınıp alınmayacağı, alınacaksa miktarının hüküm tarihinde yürürlükte bulunan kanun ve tarife hükümlerine göre belirleneceği, mahkemelerce davanın kabul veya kısmen kabulüne karar verilmesi halinde hesaplanan karar ve ilam harcından aleyhine hüküm verilen davalı tarafın sorumlu tutulacağı, bu olgunun sonucu olarak davacı tarafından peşin ödenen harç mahsup edildikten sonra kalan kısmın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, yine davacı tarafından peşin ödenen harcın da davalıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde karar verileceği, davanın tümü ile reddi halinde ise maktu olarak tarifelerle belirlenen red harcından davacının sorumlu olacağı kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince, davanın kadastro mahkemesinde görülmesine ve kabul kararı verilmesine, davacı … Genel Müdürlüğü’nün de davada kendisini vekille temsil ettirmesine, davalının ise vekili bulunmamasına göre, mahkemece az yukarıda açıklanan hukuksal olgular dikkate alınarak hakkında kabul kararı verilen taşınmazın değeri üzerinden belirlenen karar ve ilam harcından davalı tarafın sorumlu tutulması, bu harçtan davacı tarafından peşin olarak ödenen harcın mahsubu ile kalan harcın davalı taraftan alınarak hazineye gelir kaydına, davacı tarafından peşin ödenen harcın da davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yine kendisini vekille temsil ettiren davacı … yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 31. maddesi hükmüne göre maktu olarak belirlenecek vekalet ücretinin de davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi, kendisini vekille temsil ettirmeyen davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, bu olgular ve harçtan muaf hale gelmesi nedeniyle davacı …’nün karar ve ilam harcından hiçbir koşulda sorumlu tutulamayacağı dahi göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı …’nün temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de, yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hüküm yerinin 2 ve 4 numaralı bentlerinin hüküm yerinden çıkartılmasına, yerine 2 numaralı bent olarak ” Alınması gerekli 14,00 YTL red harcından davacı tarafından peşin ödenen 11,20 YTL harcın mahsubu ile bakiye 2,80 YTL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 11,20 YTL peşin harcın da davalıdan alınarak davacıya verilmesine,”, 4 numaralı bent olarak da “Kendisini vekille temsil ettiren davacı … yararına takdir ve tespit olunan 500,00 YTL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı idareye verilmesine,” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından davalı taraftan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, davacı … de harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 08.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.