Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/1105 E. 2011/6842 K. 30.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1105
KARAR NO : 2011/6842
KARAR TARİHİ : 30.06.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı, müvekkiline ait araca hırsızlık amacıyla zarar verildiğini, ihbara rağmen davalının hasarı karşılamadığını belirterek 5.957,03 TL hasar bedelinin olay tarihinden işleyecek reeskont faizi ile 123,96 TL ihtar masrafının dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, hasar miktarının fahiş olduğunu, aracın kiralık olarak kullanıldığını, ek prim yatırılmadığından poliçenin iptal edildiğini, temerrüde düşmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 4.598,33 TL tazminatın 13.1.2009 temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. TTK’nun 1269.maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse, o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270.maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı, rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 879.maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatının alınması gerekmektedir. Taraf (husumet) ehliyeti yargılamanın her aşamasında resen gözetilecek hususlardandır.
Somut olayda, yargılama aşamasında sigortalı araç üzerinde rehin hakkı sahibi olan Fortisbank AŞ Ortaköy Şubesinin 5.8.2010 havale tarihli yazısı ile, 5.957,02 TL hasar bedelinin daini mürtehin hakkı saklı kalmak kaydıyla Fortisbank AŞ Ortaköy Şubesi 300000586 TRL nolu hesabına ödenmesine muvafakat ettiği anlaşılmıştır. Şarta bağlı muvafakatın geçerli olduğu kabul edilemez.
Bu durumda mahkemece, dain ve mürtehin sıfatı bulunan Fortisbank AŞ’nin açık ve şartsız muvafakatı olmadığından davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Kabule göre de; HUMK’nun 275.maddesi hükmü uyarınca “mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir”. Sigortacı, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken sigorta ettirenin gerçek zararını gidermekle yükümlü olduğundan, hasar konusunda uzman bilirkişiden, sigortalı davacının aracında, davaya konu hırsızlık olayı nedeniyle meydana gelen hasar miktarının tesbiti yönünden rapor aldırılması ve aracın tamiri sonucu 3065 sayılı KDV Kanunu gereği ödenmek zorunda bulunan, bu nedenle sigorta ettirenin gerçek zararını oluşturan KDV’ninde hesaplanarak ödemesi ve tazminat miktarına dahil edilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde, hasar konusunda ne şekilde uzman olduğu anlaşılamayan hukukçu bilirkişiden alınan ve hüküm kurmaya yeterli bulunmayan rapora göre hüküm kurulması doğru olmadığı gibi fatura ibraz edilmemesi gerekçe gösterilerek 827,70 TL KDV bedeline hükmedilmemesi de isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı …’ya geri verilmesine 30.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.