YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6546
KARAR NO : 2011/6889
KARAR TARİHİ : 30.06.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak iddiasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (alacaklı) vekili, Ortaca İcra Müdürlüğü’nün 2006/1679 Takip sayılı dosyasında 04.07.2006 tarihli ihtiyati haciz kararı uyarınca takip borçlusunun takibe dayanak senetlerde gösterdiği adresine haciz işlemi için gidildiğini, borçlunun eski çalışanı …’ın istihkak iddiasında bulunduğunu, alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı hareket ettiklerini, bu sırada gelen …’un da mahcuzların Tanju Cemal Ballı’ya ait olduğunu söylediğini belirterek davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı (üçüncü kişi …) vekili, alacaklının borçludan tahsil edilemeyeceği alacağını üçüncü kişiden tahsil etmek amacı ile senetleri vade tarihlerinden sonra icra takibine koydurduğunu, haczedilen altınların borçluya ait olduğu yönünde hiçbir delil bulunmadığını, resmi kayıtlara göre haciz adresinde üçüncü kişinin faaliyet gösterdiğini, somut olayda iş yeri devrinin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (üçüncü kişi …), kendisinin istihkak iddiasında bulunmadığını, hacizde bir kısım mahcuzun ….,’ya ait olduğunu söylediğini belirtmiştir.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “haczin yapıldığı iş yerinin takip borçlusu … tarafından kullanılırken kapatılıp boşaltıldığı, bundan sonra üçüncü kişinin aynı yerde cep telefonu ve kuyumculuk işine başladığı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarih itibarı ile vergi mükellefiyet kaydının bulunduğu, satış amacı ile çeşitli yerlerden altın alarak dükkâna getirildiği, bundan bir gün sonra haczin yapıldığı, muvazaalı iş yeri devri yapıldığının kanıtlanamadığı “ gerekçesi ile davanın reddi ile istihkak iddiasının kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesi uyarınca açtığı “istihkak iddiasının reddi” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz icra takibine dayanak senetlerde gösterilen takip adresinde yapılmıştır. İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olup, üçüncü kişi karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahiptir. Öte yandan icra müdürlüğü tarafından sehven İİK’nun 99. maddesinin uygulanması ve alacaklı tarafa dava açmak üzere süre verilmesi ispat yükünün yer değiştirmesi sonucunu da doğurmayacaktır.
Davacı kira sözleşmesi, vergi levhası faturalar, ticari kayıtlar ve tanık anlatımlarına dayanmaktadır.
Adi nitelikteki kira sözleşmesi ve vergi levhası her zaman temini mümkün delillerdendir. Davacının dayandığı faturalarda ise ayırt edici özelliklere yer verilmediğinden mahcuzlarla karşılaştırılması mümkün değildir. Diğer yandan söz konusu faturaları düzenleyen firma ve kişilerin ticari defterlerinin kapanış tasdikinin bulunmadığı dosyaya sunulan bilirkişi raporları içeriğinden anlaşılmaktadır. Ticari defterlerin davacı lehine delil olarak değerlendirilebilmesi için TTK’nun 69 ve 70. md.leri uyarınca kapanış tasdiklerinin bulunması zorunludur. Üçüncü kişi istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli güçlü delilleri sunamamıştır.
Davacı haciz adresindeki iş yerini boş olarak kiraladığını ileri sürmektedir. Ne var ki kira ilişkisinin başlangıcı borç tarihinden sonra ve ihtiyati haciz kararından da kısa bir süre öncesine denk düşmektedir. Bu durum borçlu ve üçüncü kişi arasında muvazaalı devir yapıldığı kanaatini de uyandırmaktadır.
Davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklılara geri verilmesine 30.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.