YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5502
KARAR NO : 2011/10032
KARAR TARİHİ : 31.10.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından borçlu aleyhine Konya 3.İcra Müdürlüğünün 2009/5099 sayılı dosyasından yürütülen takipte, 19.6.2009 ve 22.9.2009 tarihlerinde uygulanan haciz işlemlerinde, borçlu ile ilgisi bulunmayan, müvekkilinin maliki bulunduğu taşınmaz üzerindeki ve kiracısı olduğu yerdeki müvekkiline ait petrol istasyonları ve müştemilatındaki menkullerin haczedildiğini ileri sürerek, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre, mahcuzların fatura ve defter kayıtları ile davacı 3.kişinin demirbaş ve emvanter defterinde kayıtlı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu hacizlerden 19.6.2009 tarihinde uygulanan haciz işlemi, borçlunun ticaret sicilinde kayıtlı, takip talebinde belirtilen ve borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği yerde yapılmıştır. Haciz uygulanan adresler davacı 3.kişinin ticaret sicilinde kayıtlı adresleri de değildir. Dava konusu olan 22.6.2009 tarihli diğer haciz işleminin uygulandığı adresteki taşınmaz da daha önce borçlu şirket adına kayıtlı iken, borcun doğum tarihine çok yakın bir tarihte 3.kişi şirket ortakları ile yakın akrabalık bağı oldu-
ğu anlaşılan kişiye satışı yapılmış, yine 19.6.2009 tarihli haczin yapıldığı taşınmaz da borçlu şirket tarafından 3.kişiye kiralanmıştır. Hacizler sırasında borçluya ait çok sayıda evrak bulunmuştur.
Bu durumda, İİK.nun 97/a maddesinin birinci fıkrasınn 2.cümlesi gereğince, haczedilen taşınır malları borçlu ile 3.kişinin birlikte elde bulundurduklarının ve İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir.
Öte yandan, davacı 3.kişi borcun doğumundan sonra borçlu ile aynı konuda aynı yerde ticari faaliyete başladığı gibi, 3.kişi tarafından ibraz edilen faturalara göre de borçlu şirket menkullerini borcun doğumundan sonra 3.kişiye devretmiştir.
Buna göre, borçlu ile davacı 3.kişi arasındaki işlemler alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik danışıklı işyeri devri niteliğindedir.Kaldı ki, bir an için olayda danışıklı işlem bulunmadığı düşünülse dahi, aralarındaki ilişki ticari işletme devri niteliğinde bulunduğundan, İİK.nun 44.ve Borçlar Kanununun 179.maddelerinin uygulanması gerektiği açıktır.Anılan maddelerde öngörülen koşulların yerine getirildiği iddia ve ispat edilmediği gibi, gerçekten, borçlunun devri kayıtlı olduğu ticaret siciline bildirerek ilan ettiği ve mal beyanı verdiğine ilişkin dosyada hiçbir kanıt yoktur. Bu durumda, devir alacaklının haklarını etkilemeyeceği gibi, devir alan davacı da Borçlar Kanununun 179.maddesi uyarınca, işletmenin borçlarından sorumludur.
O halde, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 31.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.