YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1409
KARAR NO : 2010/3558
KARAR TARİHİ : 08.06.2010
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre davalı tarafın yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de hükmedilen tazminatın belirlenmesi yönünden yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Borçlar Kanununun 42. maddesi hükmüne göre, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup, zararın kanıtlanması davacı tarafa aittir.
Ayrıca, HUMK 275.maddesi hükmüne göre, genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Kural olarak bilirkişi raporu hakimi bağlamaz. Hakim raporu serbestçe taktir eder. HUMK 284. maddesi hükmüne göre de hakim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir.
Somut olaya gelince, davacı taraf, davalıya ait beton borunun kırılması nedeniyle işyerini kanalizasyon suyu bastığını, işyerinde bulunan oyuncak, bijuteri, elektronik ve
giyim eşyalarının hasar gördüğünü, hasarın 8.136,61 TL’lik kısmının dava dışı sigorta şirketi tarafından karşılandığını, gerçek zararın sigorta şirketi tarafından ödenen miktarın üzerinde olduğunu öne sürerek, bakiye 3.746,39 TL’lik zararının tahsili için dava açmıştır. Mahkemece zarar miktarı yönünden inşaat mühendisi ve sigortacıdan oluşan iki kişilik bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılmış, bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda, sigorta şirketi tarafından ödenen bedel düştükten sonra davacının karşılanmayan zararının 3.746,39 TL olduğu açıklanmış, mahkemece de bu rapor benimsenerek karar verilmiştir. Ancak dinlenilen bilirkişilerin oyuncak, bijuteri, elektronik ve giyim eşyalarında meydana gelen hasar bedeli hesabı konusunda uzman olmadığı, hasar bedeli hesabının özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir konu olduğu kuşkusuzdur. Dava dışı sigorta şirketi tarafından hazırlanan hasar dosyasında bulunan ekspertiz raporunda, hasarlı emtia cins ve adet olarak kalem kalem tespit edilmiş, buna göre sigorta şirketinin ödemesi gereken hasar bedeli belirlenmiştir. Davacının sigorta poliçesi kapsamı dışında kaldığı için hasar bedeli ödenmeyen veya sigorta şirketi tarafından hasar bedeli karşılanan mallardan başka hasar gören malları bulunduğunu kanıtlaması gerektiği kuşkusuzdur. Dosya içeriğindeki delil ve belgeler davacı iddiasını doğrulayacak ve gerçek zarar kapsamını belirlemeye yetecek nitelikte değildir. Eksik araştırma ve soruşturma ile yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek yasal düzenlemelere aykırı biçimde karar verilemez.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan hukuksal olgular göz önüne alınarak, zararı kanıtlama yükünün kendi üzerlerinde olduğu hatırlatılarak davacı taraftan zararı ve zarar kapsamını belirlemeye yarayacak tüm delillerinin, davalı taraftan da karşı delillerinin sorulup saptanmalı, bu konudaki gösterilecek deliller toplanmalı, daha sonra dosya konusunda uzman bir bilirkişi kuruluna verilerek ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, davacı tarafın isteyebileceği gerçek zarar miktarı duraksamasız belirlendikten sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Mahkemece, böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın, yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen 269,50 TL harcın istek halinde davalı tarafa iadesine, 08.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.