Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/2945 E. 2010/5291 K. 08.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2945
KARAR NO : 2010/5291
KARAR TARİHİ : 08.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 8.6.2010 Salı günü davacı … vekili Avukat … geldi. Davalılar … ve … tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalılardan …’un müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı yeğeni olan diğer davalı …’e sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılardan … davanın reddini savunmuş, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece alacaklılardan mal kaçırma amacı bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Mahkemece tasarrufun iptali koşullarının oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar toplanan delillere ve dosya içeriğine uygun düşmemektedir. İİK.nun 280/1 maddesinde “malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebilir” hükmünü, aynı maddenin 2. fıkrasında “üçüncü şahıs borçlunun karı veya kocası, usul veya füru ile üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve sıhri hısımları evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun birinci fıkrada beyan olunan durumunu bildiği farzolunur” hükmünü içermektedir. Somut olayda borçlu davalı …’un üçüncü kişi konumunda bulunan diğer davalı …’in halası olduğu dosya içeriğinden anlaşılmakla davalılar arasında İİK.nun 280/2 maddesinde belirtilen derecede yakınlıkları olduğu belirlenmiştir. Ayrıca davalı … cevap dilekçesinde borçlu davalı …’nün ticari hayatta batmış olduğunu da beyan etmiştir. Bu durumda davalı üçüncü kişi …’in borçlu davalı …’nün mali durumu ile alacaklılarına zarar verme kastını bilebilecek kişilerden olduğunun anlaşılması nedeniyle İİK.nun 280/1 ve 2 maddesi uyarınca davanın kabulü ile yapılan tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir, kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve 750,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 8.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.