Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/5924 E. 2011/4783 K. 26.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5924
KARAR NO : 2011/4783
KARAR TARİHİ : 26.09.2011

MAHKEMESİ : YALVAÇ İCRA MAHKEMESİ

Alacaklısını zarara sokmak kastiyle mevcudunu eksiltmek suçundan sanıklar … ve …’in ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Sanığa isnat edilen suç, İİK’nun 331. maddesinin birinci fıkrasında, “Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu, alacaklısını zarara sokmak maksadıyla, mallarını veya bunlardan bir kısmını mülkünden çıkararak, telef eder veya kıymetten düşürerek hakiki surette yahut gizleyerek muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçirerek veya asıl olmayan borçlar ikrar ederek mevcudunu suni surette eksiltirse, aleyhine aciz belgesi aldığını veya alacaklı alacağını alamadığını ispat ettiği takdirde cezalandırılır.” şeklinde düzenlendiği dikkate alındığında icra takibi nedeniyle 23/06/2009 tarihinde haciz için gidilen borçlu … adına kayıtlı adresteki işyerinin vergi kaydının … adına, işyeri açma ve çalışma ruhsatının ve Kaymakamlık izin belgesinin ise borçlu …’e ait olduğu gibi belediyenin mesul müdür belgesinde borçlu … isminin yazılı olduğunun saptanması üzerine alacaklı vekili tarafından “… İİK’nun 99. Maddesine göre şimdilik bir işlem yapılmasın…” demesi üzerine başkaca bir işlem yapılmadan haciz mahallinden ayrılındığı ve İİK’nun 99. maddesi uyarınca alacaklı vekili tarafından herhangi bir dava açılmadan atılı suçtan dolayı sanıkların cezalandırılmaları istemiyle şikayette bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Takip miktarının 3.940,73 TL ve haciz için gidilen işyerinin de internet cafe olmasına ve haciz tutanağında haczi kabil mal bulunmadığının belirtilmemesine, diğer taraftan alacaklı vekilinin işyerinde haciz yaptırmadığı da dikkate alındığında, İİK’nun 331. maddesinin birinci fıkrasındaki suçun oluşumu için gerekli olan “alacaklının alacağını alamadığını ispat ettiği takdirde…” şartının somut olayda bulunmadığı anlaşılmakla, sanıkların üzerine atılı suçun oluştuğundan söz edilemeyeceğinden tebliğnamedeki kararın bozulması istemine iştirak edilmemiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda yazılı gerektirici nedenlere, yapılan yargılama ve uygulamada isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün İİK.’nun 366. maddesi uyarınca ONANMASINA, 26.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.