Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/3839 E. 2010/7501 K. 30.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3839
KARAR NO : 2010/7501
KARAR TARİHİ : 30.09.2010

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı 3.kişi vekili, Kadıköy 3.İcra Müdürlüğünün 2008/12296 esas sayılı takip dosyasında müvekkilinin işyerinde haczedilen menkullerin borçlu ile bir ilgisinin bulunmadığını, müvekkiline ait olduğunu, borçlunun sadece şirket çalışanı olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılması ile tazminat talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili borçlunun davacı 3.kişinin hem çalışanı hem ortağı olup diğer ortağın borçlunun eşi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı borçlu duruşmada, mahcuzların davacıya ait olduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece, 3.kişinin hacizli mallara ilişkin fatura sunduğu, davacı tanıklarının haczin yapıldığı işyeri ve mahcuzların davacıya ait olduğunu beyan ettikleri, şirket ortağının borçlarından dolayı şirket mallarının haczedilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK.nun 96 vd. maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Haciz, borçlunun takibin dayanağı olan senette yazılı olan ve aynı adreste tanınmadığı gerekçesiyle ödeme emri tebligatının iade edildiği adreste borçlunun yüzüne karşı
yapılmıştır. Haciz mahallinde borçluya ait evrak ele geçerilmiştir. Bu durumda İİK.nun 97/a maddesi hükmü gereği yasal karinenin borçlu/alacaklı yararına olduğu açıktır. Bu yasal karinenin aksinin davacı tarafından kesin ve inandırıcı delillerle ispatı gerekir.
Ticaret sicili kayıtlarına göre; Borçlu, davacı şirketin % 50 hisse ile ortağı olup diğer ortak ise davacı şirketin yetkili temsilcisi, aynı zamanda borçlunun eşi olan …’dır. Davacı ile borçlu arasında ortaklar itibari ile organik bağ vardır. Ticaret Hukukunda genel prensip herne kadar şirket ortağının borçlarından şirketin sorumlu tutulamayacağı yönünde ise de borçlunun davacı şirketin % 50 hissesine sahip olduğu ve takip konusu senedin “malen” verildiği anlaşılmıştır.
Davacı 3.kişi bir kısım hacizli mallara ilişkin fatura ibraz etmiş ise de faturaların her zaman düzenlenmesi mümkün belgelerden olup mülkiyeti ispata yeterli değildir. Ayrıca soyut düzeyde kalan ve birbiri ile çelişen davacı tanıklarının anlatımları da yasal karinenin aksini ispata yeterli değildir. Bu durumda davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 30.9.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.