YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1972
KARAR NO : 2011/10080
KARAR TARİHİ : 31.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi. Gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete ait, davalıya kasko sigortalı aracın, meydana gelen tek taraflı kaza sonucu hasarlandığını, başvuruya rağmen davalı sigorta şirketinin ödeme yapmadığını belirterek, ıslâh ile artırılmış toplam 15.600.00 TL’nın, kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, dain mürtehin bankanın muvafakatinin alınması gerektiğini, kazanın, istiap haddinin aşılmasıyla meydana geldiğini ve Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.10. maddesi uyarınca hasarın teminat dışında kaldığını, temerrüde düşmediklerini, ıslâh edilen miktarın zamanaşımına uğradığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, zamanaşımı def’i reddedilerek, kazanın, münhasıran istiap haddinin aşılmasıyla gerçekleştiğine dair bir bulgunun bulunmadığı, hasarın sigorta teminatı kapsamında kaldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 15.600.00 TL’nın, 17.05.2008 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, ıslâh tarihi itibariyle TTK.’nun 1268. maddesindeki iki yıllık zamanaşımı süresinin dolmamış olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
TTK.’nun 1269. maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, aynı yasanın 1270. maddesi hükme gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 879. maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatinin alınması gerekmektedir.
Somut olayda, poliçede dain mürtehin sıfatı bulunan ve menfaati olan dava dışı Akbank T.A.Ş.’ndan, dava açmaya ve tazminatın davacıya ödenmesine muvafakati olup olmadığı konusu araştırılmamıştır.
Bu durumda mahkemece, dava dışı bankadan, davanın açılmasına ve tazminatın davacıya verilmesine muvafakati olup olmadığı konusu araştırılmalı, muvafakati sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3- Kabule göre:
a)-TTK.’nun 1283. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin ancak gerçekten uğradığı zararı tazmine mecburdur.
Poliçe teminatı kapsamında gerçekleşen riziko nedeniyle sigortalı araçta meydana gelen gerçek zarar miktarı, alınacak bilirkişi raporuyla belirlenmelidir.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davaya konu sigortalı aracın hasar/zararını TTK.’nun 1283. maddesi hükmü çerçevesinde belirleyecek belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle, nihai hasarın saptanamayacağı, fakat bağımsız sigorta eksperince aracın piyasa rayiç değeri olan 39.000.00 TL’nın %40’ına tekabül edecek bir hasar olduğu belirtilmiştir.
O halde mahkemece, gerektiğinde uzman bilirkişi aracılığıyla araç üzerinde inceleme yapılarak, tamirinin ekonomik olup olmadığı, hurdaya ayrılmasının gerekip gerekmediği de değerlendirilerek, gerçek hasar miktarı belirlenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir.
b)-Kasko Sigortası Genel Şartları’nın B.3.1. maddesine göre, sigortacı, hasar miktarına ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde gerekli incelemeleri tamamlayıp, hasar ve tazminat miktarını tespit ederek sigortalıya bildirmek zorundadır. Dolayısıyla, sigortalı araçtaki hasarın belirlenmesi bir incelemeyi gerektirmektedir. Davaya konu olayda, davalı sigorta şirketinin en erken ekspertiz raporunun düzenlenme tarihinde gerçek zararı öğrendiği, tazmin yükümlülüğü bulunduğu ve bu tarih itibariyle temerrüde düştüğünün kabulü gerekirken, olaydan itibaren 8 iş günü eklenerek bulunan 17.05.2008 tarihinin esas alınması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3)- a, b bentlerinde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı sigorta şirketine geri verilmesine 31.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.