YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11362
KARAR NO : 2012/7944
KARAR TARİHİ : 25.06.2012
MAHKEMESİ : … Asliye 19. Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı … vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 12.6.2012 Salı günü davacılar vekili Avukat … ve davalı … vekili Avukat … geldi. Davalı … tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacılar ve davalı … vekilleri dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını davalı …’ya satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili ile davalı … davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazı satın alan…’nun davalı borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan
bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise davalı, üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1 ). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir davadır.
İcra ve İflas Kanununu 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötüniyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
Somut olaya gelince; davacı alacaklının takip dosyasındaki alacağını tahsil maksadı ile davayı açtığında bir tereddüt bulunmamaktadır. Alacağın dayanağı olan senedin davalı borçlu … tarafından verildiği de tartışmasızdır. Bu senetten dolayı oluşan alacağın tahsili için davacının iptalini istediği tasarruf işlemi ise, davalı …’ya yapılan satış işlemidir. Bu satış işleminin tarafının davacı ve davalı … olduğu da akit tablosundan bellidir. Davalı borçlunun, yapılan tasarrufta taraf olduğu ve taşınmazı kendi adına satın almayıp da davalı … adına satın aldığı kabul edilse dahi, davalı … üzerine kayıtlı bir taşınmaz ile dava konusu taşınmazın takas edildiği üzerinde anlaşmazlık yoktur. İptali istenen tasarrufu yapan kişi davacı konumundaki …’tur. Bu durumda, davacı kendi tasarrufunun iptalini talep etmektedir. Dava konusu satışın muvazaalı olduğunu ileri sürerek dava açması, “hiç kimse kendi kusuruna dayanarak hak talep edemez” ilkesi ile ters düşmektedir. Bir muvazaa var ise, davacı … tarafından ileri sürülerek kendi lehine bir sonucun elde edilmesi yukarıda belirtilen ilkeye aykırıdır.
Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 900.00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı …’a verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 25.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.