Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2009/6299 E. 2010/4056 K. 24.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6299
KARAR NO : 2010/4056
KARAR TARİHİ : 24.06.2010

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 145 ada 1 parsel sayılı 3077.40 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak niteliği ile, 130 ada 17 parsel sayılı 6635.41 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise hali arazi niteliği ile davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı … satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, dava konusu 145 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tamamının, 130 ada 17 parsel sayılı taşınmazın ise uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 23.1.2009 tarihli rapor ve haritada (A) harfi ile işaretli 1989.46 m² yüzölçümündeki bölümün tespitinin iptali ile aynı adanın son parsel numarası ile davacı … adına, kalan bölümün tespit gibi davalı hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazlar üzerinde tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacı … yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmazların tespit tutanağı içeriği incelendiğinde hükme dayanak yapılan, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği tartışmasızdır. Ayrıca dava konusu taşınmazlarda davacının zilyetliğini ne şekilde sürdürdüğü araştırılmamış, davacı ve bayileri yönünden senetsizden kazandıkları taşınmaz miktarları belirlenmediği gibi taşınmazların %45 eğimli olduğu dikkate alınmadan hüküm kurulması dahi isabetsizdir. Böylesine yetersiz, sağlıksız araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları, üçlü ziraatçi bilirkişi, fotograf bilirkişi ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenilmeli, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, davacının taşınmaz üzerinde zilyetliğini ne şekilde sürdürdüğü açıklattırılmalı, taşınmazın durumunu gösterir fotografları çekilmeli, ziraat bilirkişilerinden taşınmazların %45 eğimli olduğu da dikkate alınarak ayrıntılı rapor alınmalı, aynı çalışma alanı içerisinde davacı ve bayileri adına kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, tespit edilen taşınmazlar varsa sözü edilen taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar, davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, davalı olan ve hükme bağlanmayan dava dışı taşınmazlar varsa etkili bir denetim ve kontrol için usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü ile 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmündeki kısıtlamalar dikkate alınarak birleştirilip birleştirilmeyeceği düşünülmeli, hükme bağlanıp kesinleşen davalar var ise sonuçları göz önüne alınmalı, bu yolla sağlıklı biçimde bir kontrol ve denetim yapılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.