Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/10608 E. 2010/6115 K. 29.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10608
KARAR NO : 2010/6115
KARAR TARİHİ : 29.06.2010

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak iddiasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı alacaklı, … 10. İcra Müdürlüğünün 2004/8871 Esas sayılı takip dosyasından borçluya ait evde yapılan 05.06.2006 tarihli haciz sırasında 3.kişi kardeşin istihkak iddiasında bulunduğunu belirterek, İİK’nun 99 maddesine dayalı olarak 3.kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir,
Davalı 3.kişi, haciz adresinin borçlu ile bir ilgisi olmadığını, kendisinin babası ve annesi ile birlikte oturduğunu ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, alacaklıya olan borcunu ödediğini, zaman zaman haciz adresinde kaldıklarını beyan etmiştir.
Mahkemenin davanın kabulüne ilişkin ilk kararı Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 29.09.2008 Esas ve 2007/20169 Esas, 2008/14800 Karar sayılı ilamı ile haciz adresinin borçluya ödeme emrinin tebliğ edilen adres olup olmadığı araştırılıp, haciz adresinin borçlu ile ilgisinin saptanması durumunda 3.kişinin sunduğu faturaların hacizli mallara uygunluğunun ve fatura menşeinin araştırılması yönünde bozulmuştur.Bozma sonrası yapılan araştırma sonucu davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99.maddesine dayalı olarak açtığı 3.kişinin istihkak iddiasının reddine ilişkindir.
Dava konusu 05.06.2006 tarihli haciz adresinin ev adresi olduğu, borç kaynağı bono ve ödeme emrinin tebliğ edildiği adresin ise bu adresten farklı bir yerde bulunan işyeri adresi olduğu mahkemece yapılan araştırma sonucu kesin olarak tesbit edilmiştir.
Uyuşmazlık hacizli malların bulunduğu adresin ve haczedilen malların kime ait olduğu noktasında toplanmaktadır.
Dosya içerisinde mevcut belgelerden, davalı borçluya çıkarılan görülmekte olan dava ile ilgili dava dilekçesi ve kararın haciz adresinde tebliğ edildiği, 01.11.2006 tarihli haciz adresinin mahalle muhtarının yazısında borçlunun kardeşi ve babası ile birlikte aynı adreste oturdukları, anacak 3-4 yıldır aile bildirgesini vermediklerinin belirtildiği, borçlunun bir başka adreste oturduğuna ilişkin Havutlu Mahallesi Muhtarlığının yazısında ise haciz tarihinden sonra bu adrese geldiği açıklanmıştır. Davalı 3.kişi 25.07.2006 tarihli cevap dilekçesinde haciz yapılan apartmanın 3 katlı olduğunu, bir katında kendisinin babası ile birlikte oturduğunu, diğer katların boş olduğunu belirtmiş, borçlu ise 19.12.2006 tarihli oturumda kendisinin Havutlu mahallesindeki çiftlik evinde oturmakla birlikte çocuklarının merkezde bulunan okula devam ettiklerinden zaman zaman babasına ait aparmanda oturduğunu, haczinde bu adreste yapıldığını, apartmanın teras katında ailesi ile birlikte yazın ve kışın kaldığı şeklinde açıklamalarda bulunduğu ,borçlunun … 1.Sulh Ceza Mahkemesinin 2005/1105 Esas 2007/375 Karar sayılı ilamı ile de borcu itirazın kaldırılması davasındaki tebligatlarla ilgili olarak yalan beyanda bulunmak ve adli görevi ihmalden mahkum olduğu anlaşılmıştır.
Tüm bu maddi ve hukuki olgulardan davalı 3.kişi ve borçlunun haciz yapılan ev adresinde birlikte oturdukları sabittir. Bu durumda İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davacı alacaklı yararınadır. Mülkiyet karinesinin aksinin davalı 3.kişi tarafından ispatlanması gerekir.İcra müdürünün hatalı işlemi sonucu alacaklının dava açmak zorunda bırakılması ispat külfetinin yer değiştirmesine neden olmaz.
Yapılacak iş,sunulan faturaların hacizli mallara uygun olup olmadığı ve faturayı düzenleyen firmaların yasaya uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerinde faturaların kayıtlı olup olmadığı konusunda uzman bilirkişiler aracılığı ile tesbit edilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 29.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.