Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/3926 E. 2012/13927 K. 12.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3926
KARAR NO : 2012/13927
KARAR TARİHİ : 12.12.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (üçüncü kişi) vekili, … 17. İcra Müdürlüğü’nün 2011/3655 sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, Bolu 3. İcra Müdürlüğü’nün 2011/101 sayılı Talimat dosyasında yapılan 27.04.2011 günlü hacze konu menkullerin borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, borçlunun davacı şirketin çalışanı ya da ortağı olması halinde dahi şirket malvarlığının haczedilemeyeceğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davacı ile borçlunun aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğini, aynı ünvanı kullandıklarını, haciz sırasında borçluya ait belgelerin ele geçtiğini, diğer yandan borçlunun üçüncü kişi şirketin kurucu ortaklarından olduğunu, istihkak iddiasının alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak ileri sürüldüğünü, sunulan faturaların da istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olmadığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “davacı şirketin kuruluşunun eski tarihli olduğu, borçlunun bu şirket ile hukuki ve fiili bağının bulunmadığı“ gerekçesi ile davanın kabulü ila haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Takip borçlusu, davacı üçüncü kişi şirketin eski ortağı ve yetkilisi olup, borcun dayanağı olan senetlerin düzenlenmesinden sonra yetkileri alınmıştır. Bununla birlikte davacı ile aynı alanda aynı ünvanı kullanmaya devam etmiştir. Diğer ortaklar ile yakın akrabalık bağı bulunmaktadır. Dava konusu haciz sırasında borçluya ait çok sayıda belge de ele geçmiştir.
Bu koşullarda İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. İspat yükü altında olan üçüncü kişi karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahiptir. Davacı şirket, vergi levhası ve tanık anlatımı gibi delillerin yanı sıra faturalara dayanmaktadır. Sunulan faturalar davacı tarafından düzenlenmiştir ve faturalara konu eşyaların bir kısmının mahcuzlarla ilgisi bulunmamakta, diğerlerinin ise ayırt edici özellikleri yer almadığından mahcuzlarla karşılaştırılması mümkün bulunmamaktadır.
İstihkak iddiası kanıtlanamamıştır. Diğer yandan dosyaya yansıyan bilgi ve belgelere göre de; istihkak iddiasının alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak ileri sürüldüğünün kabulü gerekir. Davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 12.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.