Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/4589 E. 2011/742 K. 03.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4589
KARAR NO : 2011/742
KARAR TARİHİ : 03.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı, müvekkiline ait aracın tek taraflı trafik kazası sonucu pertinin uygun görüldüğünü, müvekkiline 11.000 TL ödenerek aracın geri alındığını, poliçedeki sigorta bedelinin 22.500 TL olduğunu, %20 oranında amortisman bedelinin mahsubu halinde 18.000 TL ödenmesi gerektiğini belirterek şimdilik 6.000 TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etemiştir.
Davalı vekili, kazadan sonra sürücü değişikliği yapıldığını, aracı kullanan kişinin aşırı derecede alkollü olduğunu, olayın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiğini, doğru ihbar yükümlülüğüne uyulmadığını, hasarın teminat dışında kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, tanık …’in karakoldaki ifadesine olayın akabinde sıcağı sıcağına devriye görevi yapan polis ekibi tarafından düzenlenen 7.6.2006 tarihli tutanak gereğince kaza sırasında davacı aracını kullanan kişinin … olduğunun kabulünde bir isabetsizlik bulunmaması-

na göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta sözleşmesine dayanılarak açılan maddi tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayıl KTK’nun 48.maddesinde, alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97/1.maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0,50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan, Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.5.5.maddesinde; Ayrıca Kara Taşıtları, Kasko Sigortası Genel Şartlarınn A.5.5.maddesinde, taşıtın Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların, kasko poliçe teminatı dışında olduğu belirtilmiştir.
Bununla birlikte, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5.maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48.maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2.fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97.maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer
bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281.maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün aracının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğini, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine, aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedirk. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda, davacı aracının sürücüsü … olay esnasında 0,89 ila 1,40 promil arası alkollü şekilde araç kullanırken viraja sert girmesi sonucu direksiyon hakimiyetini kaybederek aracın ön kısımlarıyla kaldırıma ve ardından elektrik direğine çarpmıştır. Ancak yukarıda açıklanan ilkelere göre, sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Hasarın salt alkolün etkisi altında oluşup oluşmadığının tesbiti gerekir. Bu konuda mahkemece nöroloji uzmanı bilirkişiden rapor alınmadığı gibi Halk Sağlığı ve Adli Tıp uzmanından alınan raporda dış etkenler hususunda inceleme yapılmadan sadece alkol promil oranına göre olayın alkolün etkisi altında olduğu sonucuna varılmış olup, hüküm kurmaya yeterli değildir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; aralarında iki nörolog ve bir trafik uzmanı bilirkişiden oluşturulacak bilirkişi kurulundan; olayın oluş şekli, yol, hava durumu ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilip, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da etkili olup olmadığının, ayrıca araçta davaya konu kaza nedeniyle meydana gelen hasarın tesbiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli bir rapor aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken
eksik inceleme ile yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 3.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.