YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1573
KARAR NO : 2011/11947
KARAR TARİHİ : 08.12.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı …’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisinin borçlusu, davalı …’in alacaklısı olduğu icra takip dosyasındaki alacağını davalı şirkete temlik ettiğini öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece aciz belgesi ibraz edilmemesi ve temlikin muvazaalı olduğunun kanıtlanamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava …nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılmış olup, tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İptal davasından maksat İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarrufların iptaline hükmettirmektir. Bu davanın önkoşulu ise, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunmasıdır. Kat’i (İİK.nun 143.md) yada geçici (İİK.nun 105.md) aciz belgesi dav
Yargıtay’ca onanmasından veya bozulmasından sonra bile sunulma olanağı vardır. Ön koşulun bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Somut olayda borçlunun adresinde 23.11.2009 tarihinde yapılan haciz işlemi sırasında haczi kabil menkul malın bulunmadığına ilişkin tutanak tutulduğu, borçluya ait üç adet araca haciz konulduğu ancak daha önce konulan başka hacizlerin bulunduğu ve bu araçların borcu karşılamayacağı anlaşılmıştır. Bu nedenle 23.11.2009 tarihli haciz tutanağının İİK.nun 105. maddesi uyarınca geçici aciz belgesi olarak kabulü ile davanın esasına girilmesi gerekmektedir. Davanın esası ile ilgili olarak da mahkemece davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle bu yönden de davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemece yukarda açıklandığı gibi İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerindeki iptal koşullarının bulunup bulunmadığı yönünde herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bu durumda mahkemece İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerindeki iptal koşullarının bulunup bulunmadığı yönünde araştırma ve inceleme yapılması, tarafların delillerinin istenilmesi ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yetersiz ve eksik incelemeyle davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 8.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.