Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/10092 E. 2012/877 K. 31.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10092
KARAR NO : 2012/877
KARAR TARİHİ : 31.01.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen 278.976,39 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflarca istenilmesi ve davacı vekilincede duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 31/01/2012 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili Avukat … ile davalılardan … Vek.Av…. ve … Tic. A.Ş. Yetkilisi … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatlar ile asilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, iş kazası sonucu işgöremezliğe uğrayan işçinin maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece davanın yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmiş ise de bu sonuç aşağıdaki nedenler gereği dosya içeriğine, usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
1-Davacının, 20.05.2005 tarihinde iş kazası sonucu %100 bakıma muhtaç olacak şekilde iş göremezliğe uğradığı olayda kazalının %20 oranında , davalı işverenlerin % 80 oranında kusurlu olduğu dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
B.K’nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına hükmedilen 80.000,00-TL, manevi tazminatın bir miktar az takdir edildiği ortadadır.
2- Hükme esas alınan hesap raporunda davacının ücretinin yemek ücreti ile bordoya dayalı olarak ödendiği ve kayıtlara geçtiği tartışmasızdır. Bu halde ise itirazsız bordoya dayalı olan yemek ücretinin eklenerek gerçek ücretin bulunması gerekirken yemek ücreti belirli olduğu halde emsal yemek ücreti tespiti yapılarak bulunan miktar üzerinden maddi tazminatının belirlenmesi de hatalıdır.Gerçekten, tazminatın saptanmasında ; zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik oranı, kusur dağılımı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan gelirin tüm peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır. . Bu nedenle,davacının bordolarda yazılı olan yemek ücreti asıl ücrete katılmadan emsal yemek ücretinin esas alındığı hesap raporuna göre maddi tazminatın hesaplanması da doğru değildir.
3-Zararın meydana gelmesinde, işverenin %80, işçininde %20 oranındaki kusurlu davranışlarının etkili olmasına ve zararın tazmini de borçluyu müzayakaya maruz bırakmayacağının belirgin bulunmasına göre, dava konusu olayda Borçlar Kanununun 44/2.maddesinin öngördüğü koşulların oluşmadığı gözetilmeksizin anılan maddeye dayanılarak zarardan hakkaniyet indirimi yapılması usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önün de tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Davacı ile davalılardan … yararına takdir edilen 900.00 TL duruşma Avukatlık parasının karşılıklı olarak birbirlerine yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 31.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.