Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/12730 E. 2012/9132 K. 28.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12730
KARAR NO : 2012/9132
KARAR TARİHİ : 28.05.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, … hizmetinin çakışan süreler ve devam eden hizmetinin iptaliyle, SSK sigortalılığının 31.05.2006 tarihi itibariyle tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava, davacının 2.12.2003 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasaya tabi zorunlu ve isteğe bağlı sigortalılık ile çakışması nedeniyle Esnaf … sigortalısı olmadığının ve 506 sayılı Yasaya tabi isteğe bağlı sigortalılığının da 31.5.2006 tarihinde sona erdiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının daha önce mahkemenin 2009/154 Esas-2009/199 Karar sayılı dava dosyasında açmış olduğu ve feragat sonucu reddine karar verilip kesinleşen karardan dolayı kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava hukuksal nitelikçe, sigortalılık hizmetlerinin tespitine ilişkindir. Bu yönüyle dava konusunun doğrudan 506 ve 1479 sayılı Yasalarda öngörülen sigortalılık hak ve yükümlülüklerini etkileyeceği ortadadır. Sözü edilen sosyal sigortalılık, kişinin Anayasa’da ifadesini bulan temel sosyal haklardan olan sosyal güvenlik hakkına ilişkindir. Bilindiği gibi sosyal güvenlik hakkından vazgeçilemez. Davacının önceki davada vermiş olduğu 10.2.2009 tarihli feragat dilekçesi derdest davadan feragat hükmündedir. Yani hakkın özünden vazgeçme yoktur. Bu nedenle davacı tarafından Kurumca uyuşmazlık çıkarılan sigortalılık statüsü hakkında her zaman tespit davası açması mümkündür.
Yapılacak iş; davanın kamu düzenini ve sosyal güvenlik hukukunu ilgilendirdiği gözetilerek, davanın esasına girilmek suretiyle çıkacak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.