YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12349
KARAR NO : 2011/7581
KARAR TARİHİ : 16.12.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK’nun 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
Davacı vekili, davacının iş akdinin feshi nedeniyle işe iade davası açtıklarını, davanın kabul edildiğini, yasal süre içerisinde işe iade için davalı şirkete başvurmalarına rağmen müvekkilinin işe alınmadığını, karara göre davacının alacaklarının tahsili bakımından yaptıkları icra takibine haksız ve kötü niyetle itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile yüzde kırk inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, şirketin ekonomik kriz karşısında zarar ettiğini, genel kurulun aldığı kararla tasfiyeye girdiğini, davacı işçinin yedek parça işinde çalışan işçilerden olduğunu, yeniden yapılanma uygulamaları sırasında iş akdinin feshedildiğini, işyerinde üretimin durdurulduğunu ve işyerinin kapandığını, icra takibinin hukuki dayanağının bulunmadığını, tespit niteliğindeki işe iade hükmünün para borcuna dönüşemeyeceğini, usulüne uygun işe iade talebinde bulunulmadığını, işçinin bizzat kendisinin işe iade için başvurması gerekirken avukatı aracılığı ile başvuruda bulunduğunu, işe başlamak için başvurduğunda işyerinde hazır bulunmadığını, sırf tazminat alabilmek için başvuruda bulunduğunu, işe iade başvurusunda samimi olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, davalı tarafın …. İcra Müdürlüğü’nün 2008/9846 sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacak olan 9.450 TL’nın % 40′ ı oranında inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Taraflar arasında icra inkar tazminatının şartlarının oluşup oluşmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
İtirazın iptali davasında Borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının Yasada gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilir. İcra inkar tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Alacağın likit olması şartıyla itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım bakımından icra inkar tazminatına hükmedilmelidir. İcra inkar tazminatı, asıl alacak bakımından söze konu olur. İşlemiş faiz isteği yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir.
Somut olayda, itirazın iptaline karar verilen miktarların tespitinin yargılamayı gerektirdiği, bu nedenle alacağın likit olmadığı gözetilmeden inkar tazminatı isteminin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HUMK’nun 436/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararda hüküm fıkrasının 1. bendinin silinerek yerine, “davanın kısmen kabulüne, davalı tarafın Sakarya 2. İcra Müdürlüğü’nün 2008/9846 sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, alacak likit olmayıp, talep yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,” kelime ve rakamlarının yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine 16/12/2011 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedilmesi üzerine açtığı işe iade davasının lehine sonuçlandığını, süresinde yaptığı başvuruya rağmen işverence işe başlatılmadığını, işe başlatmama tazminatının tahsili amacıyla yaptığı ilamsız icra takibine davalı işverenin haksız olarak itirazda bulunduğunu belirterek itirazın iptali ile icra inkâr tazminatı talebinde bulunmuştur.
Davalı işveren, işyerinin kapandığını, davacı işçinin işe başlatmama tazminatına hak kazanmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece işyerinin kapandığına ilişkin savunmanın işe iade davasında ileri sürülmesine rağmen dikkate alınmadığı, bu konunun işe iade davasında değerlendirilmiş olduğu, işverenin davacıyı işe başlatmaması nedeniyle işe başlatmama tazminatını ödemesi gerektiği sonucuna varılarak isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık konularından birisi de işe iade kararından sonra davacı işçi tarafından yapılan işe başlatılma başvurusunun yapıldığı sırada işyerinin kapanmış olması nedeniyle davacının işe başlatmama tazminatına hak kazanıp kazanmadığıdır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 21.maddesinin birinci fıkrasına göre “İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur”.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, işe iade davası devam ederken işyerinin kapandığının ileri sürülmüş olmasına rağmen feshin geçersizliğine karar verildiğinden söz edilerek bu davada işyerinin kapanmasına yönelik itirazların değerlendirilemeyeceği yönündeki mahkemenin gerekçesine katılmak mümkün değildir. İşe iade davası devam ederken işyerinin kapanması durumunda feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığının fesih tarihindeki şartlara göre değerlendirilmesi, işyeri kapandığı halde fesih bildiriminin yazılı yapılmamış olması, işverenin kapanan işyerinden başka işçinin değerlendirilebileceği diğer bir işyerinin bulunması gibi durumlarda feshin geçersizliğine karar verilmesi mümkündür. Görüldüğü gibi işyerinin kapanması her zaman feshin geçersizliğine engel olmayabilir. Bu nedenle, işe iade davasında işverenin ileri sürdüğü nedenlerle işe başlatmama sebeplerinin birbirlerinden bağımsız şekilde değerlendirilmeleri gerekir.
İşe başlatmama tazminatı feshin geçersizliğinin değil, işe başlatmamanın yaptırımıdır. Nitekim işe iade kararında da işe başlatılmak için süresi içinde başvuran işçinin işe başlatılmaması halinde işe başlatmama tazminatının ödenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bir yaptırım olması nedeniyle işe başlatmama, buna yönelik davranışın isteyerek yapılmasını, başka bir anlatımla işe başlatmama kastıyla hareket edilmesini gerektirir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre davacının işe başlatılma talebiyle başvurduğu sırada işyeri kesin ve sürekli bir şekilde kapanmış olup, davalı şirket de tasfiye halindedir. Davacının işe başlatılacağı bir işyeri kalmamıştır. Davalı şirketin başka bir işyerinin bulunmadığı da dikkate alındığında, somut olayda işe “başlatmama” değil, “başlatamama” söz konusudur. İşverenin kusuruna dayansa bile fiili bir imkânsızlık mevcuttur. Buna göre işverenin işe başlatmama kastıyla hareket ettiğini söyleme imkânı bulunmamaktadır. İşyerinde kesintisiz çalışmaya devam eden işçilerin sözleşmeleri gibi davacının iş sözleşmesi de işyerinin kapanması ile sona ermiştir. Böyle olunca işveren, boşta geçen en çok dört aylık ücret ve diğer hakları ödemekle yükümlü ise de, işe başlatmama tazminatından sorumlu tutulamaz.