YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13746
KARAR NO : 2012/10118
KARAR TARİHİ : 04.06.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 02/07/2001-23/12/2004 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava; davacının davalı şirkette ait işyerinde 02.07.2001 – 23.12.2004 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı adına davalı işyerince düzenlenen işe giriş bildirgesi bulunmadığı, 06.03.2002 tarihinden itibaren davalı işyerince davalı Kurum’a 2003/2. dönem sonu dahil davacının çalışmalarının bildirildiği, ayrıca 2003/3. döneminde davalı işyerinin adresi ile aynı adreste faaliyet gösteren bir işyerinden davacının 3 günlük çalışmasının davalı Kurum’a bildirildiği, dönem bordrolarının dosya arasında bulunduğu, ancak ücret bordrolarının bulunmadığı, bordro tanıklarının davacının 2002 yılı nisan ayında çalışmaya başladığını ve davalı şirketin 2004 yılında isim değiştirmesine karar çalıştığını beyan ettikleri anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tesbit davasının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olur. Ne var ki bu tür kanıtlar salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz; aksi durumun ispatı olanaklıdır. Somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Somut olayda; her ne kadar mahkemece iki kez müracaata kalarak yenilenen dosyada ikinci yenileme zaptı ile davacı vekiline tanıkların dinlenilmesi hususunda masrafların karşılanması için kesin süre verilmiş ve yerine getirilmediği için “ dinlenen bir adet tanığın beyanı davanın kabulü için yeterli görülmemiş olup ispatlanamayan davanın reddine ” şeklindeki gerekçe ile karar verilmişse de dosya kapsamından bordrolarda isimleri de olan üç tanığın dinlenildiği anlaşılmakla, dosyada bulunan kayıt ve belgelere, mevcut delillere göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 04.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.