YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13571
KARAR NO : 2010/14545
KARAR TARİHİ : 23.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 03.05.2006 gününde verilen dilekçe ile taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 31.01.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, davalıların 2539 ada 3 parsel sayılı taşınmazda bulunan 2 ve 8 no’lu bağımsız bölümlerde murisleri babaları … ….’dan intikal edecek hak ve hisselerini 10.11.1998 tarihinde düzenlenen sözleşme ile satmayı vaat ettikleri halde tapuda ferağ verilmediğini belirterek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalılar satış vaadi sözleşmesinin vekil aracılığı ile yapıldığını, vekilin görevini kötüye kullandığını, gerçekte satış olmadığını, kaldı ki vekile dayanak vekaletname ile annelerinden kendilerine intikal edecek hisselerin devrine dair yetki vermediklerini, sözleşmenin geçersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan 2 no’lu bağımsız bölüm ile ilgili temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağı bulunmalıdır. Elbirliği mülkiyetine (TMK m.701) konu bir taşınmazda elbirliği (iştirak halinde) ortaklarından birinin, ortaklık dışı bir kişiye satış vaadinde bulunmaları halinde, sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerli olmakla birlikte elbirliği ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağının varlığından söz edilemez. Bu durum, satışı vaat edilen taşınmazın tapusunda temliki tasarrufu engelleyen bir kaydın bulunması veya 3194 sayılı İmar Kanununun 18/son maddesi hükmüne aykırı şekilde taşınmaz satışı vaat edilmesi ya da vaade konu taşınmazın bir başka mahkemede mülkiyet uyuşmazlığına konu olması halinde de geçerlidir
Somut olayda; her iki davalı da tapuda halen “1969 yılında vefat eden murisleri anneleri” adına kayıtlı olan 8 no’lu bağımsız bölümdeki “1986 yılında vefat eden murisleri babalarından” gelen payların satışını vaat etmiş olup, satışa konu bu paylar henüz paylı mülkiyete dönüşmediğinden sözleşmenin ifa olanağı yoktur. Bu sebeple 8 no’lu bağımsız bölüm hakkındaki davanın reddi gerekir iken mahkemece bu husus gözden kaçırılarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Karar açılanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 23.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.