Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/10771 E. 2012/7005 K. 30.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10771
KARAR NO : 2012/7005
KARAR TARİHİ : 30.04.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 19/04/2004-12/05/2008 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun ve davalı Satin …Tekstil San.Tic.Ltd.Şti’nin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 19.4.2004-12.5.2008 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının 12.5.2004-3.5.2006 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı kabul edilmiş ise de varılan bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. ve 5510 sayılı Yasanın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Somut olayda, davacı 19.4.2004-12.5.2008 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz çalıştığı halde Kuruma eksik bildirildiğini belirterek sigortalı çalışmalarının tespitini istemekte, davalı işveren ise davacının çalışmalarının imzasını da içeren ücret tediye bordroları, sigortalı işe giriş bildirgeleri, iş sözleşmeleri ve istifa dilekçelerine uygun olarak Kuruma bildirildiğini iddia etmektedir. Davacı, bu belgelerde yer alan imzaların kendisine ait olmadığını iddia etmesine karşın mahkemece imza incelemesi yapılmadığı anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasanın 6.maddesi ve 5510 sayılı Yasanın 7/1-a bendine göre işe alınmalarıyla birlikte kendiliğinden “sigortalı” olanlar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümleri sigortalının işe alındığı tarihten başlar. Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez. Sözleşmelere, sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamaz.

Davacı işçinin fiilen çalıştığı döneme ait sigorta hakkından sebepsiz vazgeçmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi işveren tarafından çalışmanın koşulu kabul edilen belge ve sözleşmelerde yer alan şartlar üzerinde işçinin müzakere imkanının tam anlamıyla bulunmadığı düşünüldüğünde, tespit edilecek fiili çalışmaların yazılı belgelere üstün tutulması, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Mevzuatının temel prensibi olan “işçinin korunması temel ilkesi” gereğidir.
Davacının imzasının yer aldığı belgelerin, çalışmanın kanıtlanması yönünde güçlü birer delil niteliğinde sayılmaları gerektiği kuşkusuz ise de davacının belgelerde yer alan imzaların kendisine ait olmadığını iddia ettiği hallerde öncelikle imzaların davacıya ait olup olmadığı belirlenmeli, imzaların davacıya ait olduğu belirlense dahi eylemli çalışmanın kanıtlandığı hallerde fiili çalışmaların yazılı belgelere üstün tutulması gerekeceğinden bu hallerde çalışma olgusunun hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmesi gerekir.
Gerçekten de davacının sigortalı çalışmaları ücret tediye bordroları, sigortalı işe giriş bildirgeleri, iş sözleşmeleri ve istifa dilekçelerine uygun olarak Kuruma bildirilmiştir.
Yapılacak iş, ücret tediye bordroları (özellikle işe giriş ve çıkış yapılan aylar), 3.5.2006 ve 4.10.2007 tarihli iş sözleşmeleri, davacının 4.5.2006 ve 5.10.2007 tarihlerinde çalışmaya başladığını gösteren sigortalı işe giriş bildirgeleri, 18.6.2007 ve 23.4.2008 tarihli istifa dilekçelerinde yer alan imzaların davacıya ait olup olmadığının belirlenmesi amacıyla bu belgelerin asılları getirtilerek bilirkişi incelemesi yapmak ve bu belgelerde yer alan imzaların davacıya ait olup olmadığı belirlendikten sonra mevcut deliller de göz önünde tutularak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan Satin …Tekstil San. Ve Tic. Ltd. Şti.’ne iadesine 30/04/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.