YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9325
KARAR NO : 2010/18177
KARAR TARİHİ : 28.12.2010
…Havacılık Savunma San. Danışmanlık Tic. Ltd. Şti. vekili avukat … ile 1-Savunma San. Müsteşarlığı vekili avukat … … 2-Milli Savunma Bak vekili avukat … aralarındaki dava hakkında … Asliye Ticaret Hukuk Mahkemesinden verilen 22.4.2009 tarih ve 300-166 sayılı hükmün Dairenin 7.4.2010 tarih ve 12322-4542 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacı şirket, davalılardan Milli Savunma Bakanlığına bağlı,…Bakım Merkezi Komutanlığı Döner Sermaye Genel Müdürlüğü ile imzaladıkları 28.09.2000 tarihli asıl ve 26.07.2001 tarihli ek sözleşme gereğince, teslim edilen 44 adet uçak malzemeleri için düzenlemiş oldukları 26.08.2002 ve 07.10.2002 tarihli faturalardan Kaynaklanan toplam 473.740,57 USD alacaklarının ödenmediğini, davalı tarafından, söz konusu alacaklarının ödenmesi için, vermiş oldukları 50.000 USD teminat mektubunun, 846,696 USD’a tamamlanmasının istenildiğini, oysa ki teminatın amacının, akdin ifa edilmemesi veya eksik ifa edilmesi durumunda, alıcının muhtemel zararlarını karşılamak olduğunu, mevcut teminatın daha önceki siparişler için yeterli görüldüğünü, Borçlar Kanununun 210. maddesi gereğince, satılan malzeme alıcıya teslim edilmekle semene hak kazanılacağından, alacaklarının ödenmesi gerektiğini, davalı … Sanayi Müsteşarlığının da, ek sözleşmenin 7.1 maddesi gereğince, faturaları ödemekle yükümlü taraf olarak alacaktan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 473.740,57 USD alacağın aynen veya fiili ödeme günündeki TL karşılığının, alacağın 258.965,25 USD’lık kısmına 21.09.2002 tarihinden itibaren, 214775,32 USD’lık kısmına ise 03.11.2002 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4. Maddesi gereğince yürütülecek faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, davacı ile aralarında sözleşme bulunmadığını, davacının, diğer davalı ile imzalamış oldukları sözleşmenin alt yüklenicisi konumunda olduğunu, sözleşmenin 20. maddesinde, doğrudan alt yükleniciye ödeme yapılacağına dair bir düzenleme bulunmadığını, davacı ile diğer davalı arasında imzalanan sözleşmenin 7.5.1 maddesinin ise, kendileri açısından bağlayıcı olmadığını, daha önce yapılmış olan ödemelerin de, sözleşmenin kabulü şeklinde yorumlanamayacağını savunarak, kendileri hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddini, diğer davalı ise, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacıya ödeme yapılabilmesi için sözleşmede belirtilen sipariş bedelinin %10’u oranındaki teminat mektubunun verilmesi gerektiğini, davalının bu konudaki edimini yerine getirmemesi nedeniyle, teslim alınan malzeme bedelinin ödenmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığını savunarak, davanın esastan reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının 473.740,57 ABD dolar alacağı bulunduğu taraflar arasında ihtilafsız ise de, sözleşme gereğince sipariş verilen toplam parça bedelinin %10’u oranında kesin teminat mektubu verilmesi zorunluluğu yerine getirilmediğinden dava tarihi itibari ile alacağın ödenmesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafından temyiz edilen hüküm Dairemizce onanmış, davacı bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1-Mahkeme kararında belirtilip, Dairemizce de benimsenen gerektirici nedenler karşısında, usulün 440.maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirisine uygun olmadığından, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme itirazlarının reddi gerekir.
2-27.6.1956 tarih ve 2/14 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2. maddesinde, davacıya karşı birlikte sorumlu bulunan birden çok gerçek ve tüzel kişi aleyhine açılan bir davanın, davalılar için müşterek bir sebepten dolayı reddedilmesi halinde, davalılar yararına tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği öngörülmüştür. Dava konusu olayda da, mahkemece aynı nedenle davanın reddine karar verilmiş olan davalılar yararına tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, açıklanan husus gözardı edilerek, davalıların her biri için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, HUMK.nun 438/7 maddesi gereğince, hükmün vekalet ücreti yönünden bozulması gerekirken, Dairemizce sehven onandığı, bu kez yapılan inceleme ile anlaşılmış olmakla, davacının bu yöne ilişkin karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemize ait 7.4.2010 tarihli, 2009/12322 esas ve 2010/4542 karar sayılı “onama” ilamının kaldırılmasına, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2010/9325-18177
Ne var ki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK 438/7 maddesi gereği hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer karar düzeltme itiraz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle, davacının vekalet ücretine ilişkin karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemize ait 7.4.2010 tarihli, 2009/12322 esas ve 2010/4542 karar sayılı “onama” ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının “Hüküm” başlıklı bölümünün davalılar yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilen 6. ve 7. pragraflarının tümüyle karardan çıkarılarak, yerine (Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 33.887,24 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine) sözlerinin yazılmasına, kararın düzeltilen bu şekliyle ONANMASINA, 35,50 TL peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 28.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.