Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/6756 E. 2010/16056 K. 02.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6756
KARAR NO : 2010/16056
KARAR TARİHİ : 02.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, dava dışı arsa sahipleri ile noterde düzenleme şeklinde 7.4.1995 ve 20.4.1995 tarihli sözleşmeleri yaptığını, inşaata başladıktan sonra davalılar ile yapı ortaklığı sözleşmesi imzalayarak kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan hak ve yükümlülüklerine ortaklık nisbetinde katılmalarının öngörüldüğünü, inşaatı kendi katkısı ile % 81,3 seviyesine getirdiği halde davalıların 1.10.2003 tarihli ortaklar kurulu kararı ile kurucu ortaklıktan çıkartılmasına, inşaatı kendilerinin yapmaları kararı alındığını, yapı ortaklığı adına inşaata harcanan bedel ve hizmetlerinin karşılığı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak 16.000 TL nin, (herbir davalıdan 1000′ er TL olmak üzere) ihtar tarihi olan 30.4.2004 tarihinden itibaren ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.26.9.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam dava değerini 608.000 TL ye yükselterek, her bir davalı bakımından 38.000 TL nin azledildiği 1.10.2003 tarihiden itibaren ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, yapı ortaklığı sözleşmesinin doğru olduğu, ancak davacının toplanan paraları ve malzemeleri özel inşaatlarında kullandığını, kurucu ve temsilci ortak olarak diğer üyelere hesap vermediğini, ortaklık zararına faaliyetleri nedeniyle ortaklar kurulunun 1.10.2003 günlü kararı ile ortaklıktan çıkartılmasına, inşaatın diğer ortaklarca yapılmasına karar verildiğini, ayrıca bu tarih itibarıyla inşaatın % 73 seviyede olduğunun tesbit edildiğini, davacının dayandığı tesbitin 1.6.2004 tarihi
2010/6756-16056
itibariyle inşaat durumuna ilişkin olduğunu, aradaki farkın davacı katkısı olmadan gerçekleştirildiğini savunmuşlar, karşı davalarında ise; inşaatın geldiği seviye itibarıyla, inşaat maliyeti ve yapılan ödemelerin kıyaslanması sonucu, yapı ortaklığının fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak 60.000 TL alacağının davacı-karşı davalıdan faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulü ile 404.468,76 TL nin ihtar tarihi olan 30.4.2004 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalılardan tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir
2-Davacı, dava dilekçesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak, her bir davalıdan 1000’er TL olmak üzere toplam 16.000 TL nin ihtar tarihi olan 30.4.2004 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile tahsilini talep etmiş,26.9.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile de her bir davalıdan 37.000 TL olmak üzere 608.000 TL nin kurucu ortaklıktan çıkartılma tarihi olan 1.10.2003 ten itibaren ticari temerrüt faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 404.468,76 TL nin ihtar tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile tahsiline fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.Davacı 30.4.2004 tarihli ihtarı ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak 380.650 TL nin tahsilini talep etmiştir.Bu ihtar ile alacağının toplam 380.650 TL lik kısmı için davalıları temerrüde düşürdüğüne göre 380.650 TL için ihtar tarihinden itibaren ıslah ile istenilen ve kabul edilen miktar üzerinden bakiye 7.818.76 TL için ise ıslah tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile ve herbir davalının payı gösterilerek tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde alacağın tamamının herbir davalı payı gösterilmeksizin ve ihtar tarihinden itibaren faiz yürütülerek tahsiline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Davalı ve karşı davacılar da fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak yapı ortaklığına ödenipte davacı uhdesinde kalan 60.000 TL nin tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece karşı davanın reddine karar verildiği halde davalı-karşı davacılar yararına ücreti vekalete hükmedilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

Ne var ki, bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmeyip hükmün düzeltilerek onanması HMUK’un 436/2.maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bent gereğince tarafların sair temyiz itirazlarının reddine,2.bentte açıklanan nedenle hüküm fıkrasının 1.bendinin silinerek yerine “davanın kısmen kabulü ile, 25.790,62 TL.nin herbir davalıdan ihtar tarihi olan 30.4.2004 tarihinden itibaren, bakiye yönünden ise herbir davalıdan 488,67 TL.nin ıslah tarihi olan 26.9.2008 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile tahsiline” cümlesi yazılarak kararın düzeltilmesine, 3.bentte açıklanan nedenle kararın karşı davanın reddine ilişkin cümleden sonraya eklenmek üzere “ karşı davanın reddi nedeniyle davacı yararına 6.500 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine cümlesi eklenerek düzeltilmesine, düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 17.15 TL temyiz harcının davacı ve davalılara iadesine, 2.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.