YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7659
KARAR NO : 2011/8838
KARAR TARİHİ : 05.07.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.04.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı, satış vaadi sözleşmesinin düzenlendiği tarihten sonra imar uygulaması yapıldığını belirterek davanın reddini istedi.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanununun 16. maddesi gereğince; müdahalenin men’i, tescil, tapu iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda, gayrimenkulün değeri nazara alınarak harç alınır. Mahkemelerin görev konusunu düzenleyen HUMK’nun 1.maddesi gereğince de görev dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise görevli mahkemenin tespitinde davanın açıldığı gündeki değerin esas tutulması gerekir. Diğer yandan, satış vaadi sözleşmesine dayalı davalar münhasıran sulh mahkemelerinin görevini tayin eden 8.madde kapsamında değildir. Bütün bunların dışında gerek harç sorununun, gerekse görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu tartışmasızdır. Böyle olunca mahkemenin görevi belirlenirken sözleşmede yazılı değere bakmamak, eldeki davanın gayrimenkulün aynına ilişkin tapu iptali ve tescil davası olduğu düşünülerek dava konusunun davanın açıldığı
./..
2011/7659 – 8838 – 2 –
gündeki değeri keşfen belirlenip görevli mahkemeyi tayin etmek, şayet asliye hukuk mahkemesi görevli ise davayı esastan karara bağlamak gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 29.3.2006 günlü ve 2006/14-91-115 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Eldeki davada davacı, davalının paydaşı olduğu 4 parsel sayılı taşınmazdaki davalı payından 1252m2 kısmının adına tescilini istemiştir. Mahkemece mahallinde yapılan keşifte, çekişmeli yerin davacı tarafından işaretlenen şekliyle 1349,52m2 ve değerinin 67476TL, davalı tarafından işaretlenen şekliyle 1075,50m2 ve değerinin 53775TL olduğu belirlenmiştir. Bu haliyle dava değeri mahkemenin görev sınırlarını aşmaktadır. Mahkemece kamu düzenine ilişkin görev hususunu gözden kaçırarak uyuşmazlığın esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru olmamış, kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 05.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.