Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/3170 E. 2010/380 K. 29.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3170
KARAR NO : 2010/380
KARAR TARİHİ : 29.01.2010

Davacılar 1- …, 2- …, 3- …, 4- …, 5- …, 6- …, 7- …, 8- … ile tavzih talebinde bulunan davalılar 1-SS … Yapı Kooperatifi, 2-… arasındaki davadan dolayı … 2. Asliye Hukuk Hakimliğince verilen 18.09.2008 gün ve 2004/269-2005/375 sayılı hükmü onayan Dairemizin 20.01.2009 gün ve 2008/7821-2009/214 sayılı ilamı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –

Davacı arsa malikleri, davalılar ile imzalanan 29.12.2005 tarihli sözleşme ile … Köyü 8799 Ada 1,2,3 ve 8832 Ada 8,9 nolu parseller üzerinde inşaat yapımı konusunda anlaşmaya varıldığını, toplam 74 daire şeklinde yapılacak inşaatın %53’ünün davalılara, %47’sinin arsa sahiplerine ait olacağını, ancak davacılara verilen kısmın %40,67 nispetinde oluştuğunu, eksik inşaat verilmesi nedeniyle 240.300,00 TL, ayrıca inşaattaki eksik ve kusurlu imâlatlar da katıldığında toplam 275.090,00 TL alacakları bulunduğunu ileri sürerek davalılardan tahsilini talep ve dava etmişlerdir.
Mahkemece alınan bilirkişiler kurulu raporu doğrultusunda davacılara %47 yerine, %40,67 pay verildiği, eksik verilen pay nedeniyle davacıların 5,12 adet eksik daire aldıkları, bunun parasal tutarının 230.400,00 TL olduğu ve diğer taleplerin de kısmen kabulü gerektiği görüşüyle toplam 254.630,00 TL’nin davalılardan tahsiline, fazla istemin ise reddine karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiş, Dairemizce onanmış, taraf vekillerinin karar düzeltme istemi de reddedilmiştir.
Bu aşamadan sonra,davalılar vekili, mahkeme kararının bilirkişiler kurulu raporundaki maddî hatalara dayalı olarak verildiğini ileri sürmüş ve tavzih yoluyla belirtilen hususların düzeltilmesini istemiştir. Mahkemenin tavzih isteminin reddine dair verdiği karar Dairemizce onanmıştır.
Davalılar vekili bu kararın düzeltilmesini talep etmektedir. Şüphe yok ki yargılamanın devamı sırasında yapılan usuli işlemlerin, özellikle mahkemece verilen kararların temyizi üzerine Yargıtayca kararın bozulması, onanması hallerinde mahkemenin bu kararlara uyup uymamasına göre taraflar yararına bir takım usuli kazanılmış haklar doğmaktadır. Yargılama, dosya sefahatine göre kazanılan haklar gözetilerek devam ettirilip sonuçlandırılmalıdır. Kural bu olmakla beraber, bir takım istisnalar kazanılmış hakkı ortadan kaldıracak derecede olabilir. Bunun en önemli örneği kazanıldığı ileri sürülen hakkın aslında ortada olmadığı, bu hakkın gerçek olmayan delillere dayanılarak elde edildiği durumlardır. Daha müşahhas olarak açıklamak gerekirse hükme esas alınan bilirkişi raporunda maddi hata yapılarak, hüküm tesisine sebep olunmuş ise maddi hata sonucu verilen bu kararın taraflar yararına hak doğurması hakkaniyet ilkelerine uygun düşmeyeceği gibi, gerçek olmayan kanıtlarla hüküm tesisi sonucunu doğurur ki böyle bir durumun kabul edilmesi hukuk kuralları çerçevesinde mümkün değildir. Bu nedenle maddi hatanın anlaşıldığı aşamada
usulün imkân verdiği ölçülerde durumun düzeltilmesi, hak ve alacakların gerçek sahiplerine verilmesi amacıyla gerekli düzeltmelerin yapılması icap eder. Bu nedenle maddi hataya dayalı olarak ileri sürülen sebepler nedeniyle daire kararına yönelik itirazların incelenmesi gerekmiştir.
İleri sürülen maddi hatalar yanlar arasında imzalanan kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesindeki paylaşım oranını değiştirecek niteliktedir. Hükme esas alınan 06.06.2005 tarihli bilirkişiler kurulu raporunda mevcut inşaatta davacı arsa sahiplerine isabet eden daire alanları toplamı 4.111,80 m2, davalı tarafa ait daire alanları ise 5.999,40 m2 olarak alınmış ve taraflara isabet etmesi gereken daireler %47 oranına göre belirlenmiştir. Oysa bu hesaplama yapılırken davacılara ait dairelerin toplam alanı maddi hata sonucunda 4.201,80 m2 yerine 4.111,80 m2 olarak bulunmuş ve yanlış toplama sonucunda taraflara isabet edecek daire adetlerinde maddi hataya düşülmüştür.
Öte yandan inşaatta daireler dışında 5 adet dükkan yapıldığı, bu dükkanların bir adedinin yüklenici davalılara, dört adedinin ise davacı arsa sahiplerine verildiği ortada iken ve toplam daire adedinin 71 değil 70 olduğu, bunun 35’inin ve bir dükkanın davalılara, 35 daire 4 dükkanın ise davacı arsa sahiplerine verildiği ileri sürülmüş, bu konuda da hatanın varlığı açıklanmış olmasına rağmen toplam inşaat alanında sadece daire alanlarının hesaplanması, dükkan alanlarının hesaba dahil edilmemesi yüzünden hataya düşülmüştür. Belirtilen bu nedenler yüzünden inşaatın gerçek alanının hesabında yanılgıya düşülmüş ve sonucunda da paylaşıma ilişkin davada hükmedilen miktar hatalı olmuştur. Bilirkişi raporundaki toplama hatası bariz olup davacı tarafın da kabulündedir. Dükkanların ise hiç hesaplamaya katılmadığı dosya kapsamıyla sabittir. Bu maddi hatalar tashihi karar aşamasında gözden kaçırılmıştır. Kararın bu nedenle bozulması gerekirken tashihi karar isteminin reddi doğru olmamıştır.
O halde mahkemece, belirtilen maddi hataların giderilmesi için aynı bilirkişiler kurulundan ek rapor alınarak davacılara düşen daire adedi belirlenmeli ve isabet edecek değere bununla ilgili talep yönünden hükmedilmelidir.
Davalıların maddi hataya dayalı olarak ileri sürdükleri sebepler bu defa yapılan incelemede yerinde görüldüğünden, tavzih isteminin reddine dair verilen kararın onanmasına dair daire kararı ile tashihi karar isteminin reddine dair kararın ve Dairemizce verilen onama kararının kısmen kaldırılarak mahkeme kararının temyiz eden davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle Dairemizin 20.01.2009 gün ve 2008/7821 E., 2009/214 sayılı onama kararının, 19.06.2008 gün ve 2008/1461 E. ve 4120 sayılı kararının, 08.11.2007 gün ve 2007/6205 E. 2007/7061 sayılı onama kararının kısmen kaldırılarak mahalli mahkemenin 29.09.2005 gün ve 2004/269 Esas ve 2005/375 sayılı kararının paylaşıma yönelik karar yönünden davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz, Yargıtay başvurma ve karar düzeltme harçlarının istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 29.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.