YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/36
KARAR NO : 2012/14815
KARAR TARİHİ : 17.09.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 01/12/2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığının geçerli olduğunun tespitiyle, Kurum’a borçlu olmadığına ve davacının yersiz ödediği paranın faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, 3201 sayılı Yasa’ya göre yurtdışı hizmetlerini borçlanarak bağlanan yaşlılık aylığının, Türkiye’de 5510 sayılı Yasa kapsamındaki çalışması nedeniyle iptal edildiğini belirterek Kurum işleminin iptalini ve yaşlılık aylığının ve primlerinin yasal faiziyle birlikte ödenmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davacının 01.12.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, davacıdan Kurum tarafından haksız ve yersiz olarak tahsil edilen 6.340,00 TL yaşlılık aylığı ödemesinin 8.10.2009 tarihinden, 472,80 TL sağlık yardımınında 28.1.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında 6281 gün ve 3201 sayılı Yasa kapsamında 2126 günlük yurtdışı, 600 günlük askerlik borçlanması ile birlikte toplam 9007 prim ödeme günü bulunduğu anlaşılarak 1.12.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Davacının 10.6.1991 tarihinden itibaren vergi kaydı devam ettiğinden 5754 sayılı Yasa ile değişik 3201 sayılı Yasa’nın 6/B maddesi uyarınca bu kanuna göre aylık bağlananlardan yeniden çalışmaya başlayanların aylıklarının çalışmaya başladıkları tarihten itibaren kesilmesi gerektiğinden Kurum tarafından davacıya bağlanan yaşlılık aylığının bağlandığı tarih itibariyle iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, yurtdışında geçen çalışmaların borçlanılması sonucu sigortalıya yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra, sigortalının Türkiye’de sosyal güvenlik kurumlarına tabi olacak şekilde çalışması durumunda 3201 sayılı Yasa’nın 6/B maddesi uyarınca yaşlılık aylığının kesilip kesilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan ve uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 3201 sayılı Yasa’nın 5754 sayılı Yasa’nın 79. maddesi ile değişik 6/B maddesi gereğince; ”bu Yasa hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışanlar, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alanlar ile Türkiye’de sigortalı çalışmaya başlayanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir” denmektedir. Nitekim Hukuk Genel Kurulu’nun 2012/1-196 E. 2012/396 K. Sayılı ve 15.6.2012 tarihli kararı aynı yöndedir.
Her ne kadar mahkemece, karar gerekçesi olarak, “3201 sayılı Yasa gereği borçlanma olmadan da yaşlılık aylığı bağlanması koşullarının oluştuğu” belirtilmiş ise de 5510 sayılı yasa gereği de aylık bağlanma tarihinde davacının vergi kaydının bulunması yaşlılık aylığının iptalini gerektirmektedir.
Mahkemece, davacıya vergi kaydının sona erdiği 31.12.2008 tarihini takip eden aybaşı olan 1.1.2009 tarih itibariyle yaşlılık aylığı bağlanmasının gerekeceği göz önüne alınarak hüküm kurulması gerekirken kurum işleminin tamamının iptali hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.9.2012 gününde oy birliği ile karar verildi.