YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/190
KARAR NO : 2010/12772
KARAR TARİHİ : 07.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından inceleminin evraklar üzerinde yapılmasına karar verildikden sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı üvey oğlunun paraya ihtiyacı nedeni ile satışa çıkardığı 48 nolu parseldeki hissesini 21.2.2003 tarihinde satın alıp 62.750 euro bedeli ödediğini, ancak davalının dava dışı şirkete olan borcu nedeni ile aleyhine açılan tasarrufun iptali davasının kabul edilip kesinleştiğini ileri sürerek, ödediği satış bedeli 62.750 euro ile % 15 cezai şart bedelinin ticari faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, usulüne uygun tebliğe rağmen duruşmaya gelmemiş, savunmada da bulunmamıştır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm ; davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafından davalının 48 nolu parseldeki hissesinin 20.2.2003 tarihli resmi akit tablosu ile satın alındığı, dava dışı şirket tarafından davacı ve davalı aleyhine açılan tasarrufun iptali davasında mahkemece 23.3.2005 tarihinde İİK’nun 278/2 maddesine göre tasarrufun iptaline karar verilip, Yargıtay aşamasından geçerek 2.10.2006 tarihinde kesinleştiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Mahkemece, tasarrufun iptali nedeni ile davacıya ait hissenin halen satılmadığı, yani davacının aktifinde bir azalma meydana gelmediği, bu nedele bu aşamada davacının davalıdan satış bedelini istemesinin 2010/190-12772
yerinde olmadığı gerekçesi ile dava reddedilmiştir.
İİK’nun 283. maddesine göre, tasarrufun iptali davasının kabulü halinde, dava konusu olan mal borçlunun mülkiyetine geri dönmez, bu davadaki davalının ( 3.kişinin ) yine o malın maliki olarak kalmakta devam eder. Ancak iptal davasını kazanan alacaklı, tasarruf konusu malın borçlununmuş gibi haciz ve satışını isteyebilir, bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını alma yetkisini elde eder. Açıklanan şekilde tasarrufun iptali davasının niteliği gözetildiğinde, dava dışı alacaklı tarafından tasarrufun iptali davasının kabulü nedeni ile davacı adına tapuda kayıtlı taşınmazın cebri icra yolu ile haczedilip satışını isteme hakkını elde etmesi nedeni ile, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yaranının bulunduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle mahkemece işin esasına girilerek sonucunua uygun bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece aksine düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZUlMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 07.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.