Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/3974 E. 2010/11597 K. 16.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3974
KARAR NO : 2010/11597
KARAR TARİHİ : 16.09.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı davalıdan aldığı vekaletle, ortaklığın giderilmesi davasında avukatlığını yaptığını ancak 19.2.2007 tarihli ihtarla haksız olarak azledildiğini, ücret sözleşmesine göre kararlaştırılan davalı hissesine düşen taşınmaz değerinin % 5 oranındaki ücretinin ödenmediğini ileri sürerek 11.250 TL. Nin yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının taşınmazın devir ve temlikini de içeren şekilde vekaleti kendisini kandırarak aldığını ayrıca bir işlem de yapmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 2000 TL.nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalının 17.1.2007 tarihli vekaletname ile davacıyı vekil tayin ettiği, aynı tarihli ücret sözleşmesinin düzenlendiği, davalı aleyhine 18.12.2006 tarihinde açılan ortaklığın giderilmesi davasında davalı adına cevap dilekçesi verdiği ve ilk celseden önce 19.2.2007 tarihli ihtarla ” gördüğüm lüzum üzerine ” denilmek suretiyle azledildiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen ücret sözleşmesinde dava konusu taşınmaz değerinin % 5 oranında vekalet ücretinin ödeneceği de kararlaştırIlmıştır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ücret
2010/3974-11597
sözleşmesinin başarıya göre değişme koşulu bulunmadığından geçersiz olduğu, … Barosunun tavsiye niteliğindeki öngörülen tarifedeki 3.500 TL. Ücretten davacı avukatın emek ve mesaisine göre takdiren 2.000 TL. Ücrete hak kazandığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiştir. Davacı avukatın haksız olarak azledildiği mahkemenin kabulünde olduğu gibi, davalı da hükmü temyiz etmeyerek bu hususu kabul etmiştir. Avukatlık Kanunu’nun 174/2 maddesi gereğince avukatın azli halinde ücretin tamamı avukata verilir. Ayrıca 5043 sayılı Yasa ile Avukatlık Kanununda yapılan değişiklikle ücret sözleşmesinin geçerliliği için başarıya göre değişme koşulunun aranmayacağı düzenlemesi getirilmiştir. O halde, ücret sözleşmesi geçerli olduğuna ve davacı avukat haksız olarak azledildiğine göre, taraflar arasındaki 17.1.2007 tarihli ücret sözleşmesinin tarafları bağlayacağı kabul edilerek ve haksız azil ile ücretin muaccel hale geldiği gözetilerek, Avukatlık Ücret Sözleşmesinde kararlaştırılan şekilde davacı avukatın talebe haklı olduğu ücret belirlenerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 16.9.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.