Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/378 E. 2010/12782 K. 07.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/378
KARAR NO : 2010/12782
KARAR TARİHİ : 07.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı davacılar avukatınca da duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı … ve vekili avukat … ile davacılar vekili avukat ….’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan her iki tarafın bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, aşağıda dökümü yazılan 1,55 TL kalan harcın davacılardan alınmasına, 5.425,00 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, 07.10.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ
Davacı, … ili, Sapanca ilçesi, ….. köyü, bayır mevkiinde bulunan tapusuz taşınmazı, tapusu daha sonra devredilmek üzere davalıdan satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, bedelini ödediği halde tapuyu veremediği gibi parasını da iade etmediğini, davalının haksız surette zenginleştiğini ileri sürerek, 120.000 TL’nin isleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, satış vaadi sözleşmesinde kararlaştırılan arsa bedelinin nakit ve peşin olarak ödenmediğini, 100.000 TL ‘sinin değişik tarihli müşteri çekleri ile ödendiğini, kalan 20.000 TL’lik kısım için aralarında bono düzenlendiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne 120.000 TL’nin sözleşme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsiline, cezai şarta talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiş, karar Dairemiz çoğunluğunca onanmıştır.
Dava, davalı tarafından davacılara satılan taşınmazın satış bedelinin ödetilmesi istemine ilişkin olup, davacıların bedel isteğinin dayanağını oluşturan satış vaadi sözleşmesi tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz için yapılan sözleşme niteliğinde olduğundan, taşınmazın menkul mal hükmüne tabi olduğu, bu nitelikteki taşınmazların satışının şekle tabi olmadığı açıktır. Uyuşmazlık, bakiye satış bedelinin davalıya ödenip ödenmediği hususundadır. Davacılar, taşınmazın satış bedelinin düzenlenen sözleşmede olduğu gibi 120.000 TL olduğunu, nakten ve peşin olarak ödendiğini, tapunun verilmediği gibi, satış bedelinin de iade edilmediğini belirterek tahsilini talep etmiş, davalı ise, satış bedelinin 100.000 TL’sinin değişik zamanlarda ödendiğini, kalan bedelin ise tapu devrinden sonra ödeneceğine ilişkin bono düzenlendiğini, davacılara bu miktar kadar borçlu bulunmadığını savunmuştur. Satış vaadi sözleşmesinde taşınmazın 120.000 TL bedel ile davacılara satıldığı bedelin tamamının vaatte bulunan davalıya ödendiği yazılıdır. Ancak, davalı tarafından ibraz edilen, mahkemece dosya evrakı arasına konulan bonoda “…. köyündeki taşınmaz tapusu verilince 20.000 TL ödeyeceğim, ödeyecek … “ açıklaması ve imzası bulunmakta olup, taşınmazın tapu devrinin yapılmamasına, davacı yanın bu bonoya karşı “başka bir edimin konusudur.” açıklamasına göre, bakiye 20.000 TL satış bedelinin henüz ödenmemiş olduğu, bononun satış vaadi sözleşmesi ile aynı gün düzenlendiği anlaşılmıştır.
Bu nedenle mahkemece yukarıda sözü edilen kam.iyo senedinin satış bedeline mahsuben verilip verilmediğini, satış vaadi sözleşmesi ile ilişkisinin bulunup bulunmadığının incelenmesi ve bedelin tam ödenip ödenmediğinin, belirlenmesi ve bundan sonra bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucunda yazılı olduğu şekilde kabul kararı verilmesi doğru olmayıp hükmün bozulması gerekir görüşündeyiz.