YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7890
KARAR NO : 2011/9404
KARAR TARİHİ : 15.07.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02.09.2010 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin fekki istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili ve davacı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 3075 ada 1 sayılı parseli 23.02.2010 tarihinde tapudan satın almak suretiyle yeni maliki olduğunu, taşınmazın 02.08.1993 tarihinde imar uygulamasına tabi tutulduğunu, bu uygulama sırasında kanuni ipotek tesis edildiğini belirterek 2.900.000 TL (yeni para birimi ile 2.90 TL) ipotek bedelinin ödenmesi koşuluyla ipotek şerhinin terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, ipoteğin 02.08.1993 yılında tesis edildiğini, ipotek kurulurken saptanan bedelin dava tarihi itibariyle parasal bir önemi kalmadığını, ipotek bedelinin artırılması koşuluyla davacının talebinin değerlendirilmesi gerektiğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ipotek bedeli olan ve depo edilen 2,90 TL bedelin davalıya ödenmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … vekili ve vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden düzelterek onama istemi ile davacı … vekili temyiz etmiştir.
Bilindiği üzere ipotek, kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan, sınırlı bir ayni haktır. Taraflar mevcut ipoteği iradeleriyle tapuda yapacakları işlem sonucu kaldırabilecekleri gibi, bir tarafın terkine rıza göstermemesi halinde ipotek bedelinin ödenmesi koşulu ile kaldırılmasını mahkemeden de isteyebilir. Ancak Türk Medeni Kanununun 888. maddesi gereğince “İpotekli
./..
2011/7890 – 9404 – 2 –
taşınmazın devri aksi kararlaştırılmış olmadıkça, borçlunun sorumluluğunda ve güvencede bir değişiklik meydana getirmez. Yeni malik borcu yüklendiği takdirde alacaklı, kendisine başvurma hakkını saklı tuttuğunu 1 yıl içinde yazılı olarak önceki borçluya bildirmezse, borçlu borcundan kurtulur.” Bu maddeye göre taşınmaz malikinin değişmesinin borçlunun şahsında bir değişiklik yaratmayacağı nedeniyle yeni malik sorumludur.
Somut olaya gelince; davalı yararına 02.08.1993 tarihinde tesis edilen kanuni ipotek, 2.900.000 TL bedellidir. İpoteğin, imar uygulaması sebebiyle davalının maliki olduğu taşınmazdan bir miktarın davacı taşınmazına ilavesi zaruretinden kaynaklandığı görülmektedir. O yüzden, imar uygulama cetvellerinden davalı taşınmazından kaç m2 yer alındığı tespit edilerek, kanuni ipotek bedelinin alınan bu miktarın taşınmazın dava tarihindeki değerine göre belirlenmesi gerekir. Zira, kanuni ipotekler tarafların serbest iradeleriyle değil, kanundan kaynaklanan bazı zorunlu durumlar sebebiyle tesis edilir.
Mahkemece yapılması gereken iş, HUMK’nun 275. maddesi hükmü gereğince bilirkişi incelemesi yaptırılarak ve imar uygulama cetvelleri incelenerek, davalı taşınmazından imar uygulaması sebebiyle ne miktar yer alındığını tespit etmek, gerekirse keşif de yapılarak bu miktarın dava tarihindeki değerini bilirkişilere hesaplatmak, bu bedeli davacıya depo ettirmek, depo edilirse şimdiki gibi davayı kabul etmek olmalıdır.
Mahkemece, bu yönler gözden kaçırılarak davacının tapuya güven ilkesi gereğince yeni malik olarak tapudaki ipotek miktarı ile sınırlı olarak sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 15.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.