YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8196
KARAR NO : 2011/9280
KARAR TARİHİ : 14.07.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.03.2007 gününde verilen dilekçe ile kira sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti, elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, dava dışı orman idaresi tarafından davacı köye 6831 sayılı Orman Kanununun 57. maddesine göre fıstık çamı ağaçlandırılması için yapılan tahsis işlemine dayanılarak, davalıya kiralama sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti, sözleşmenin iptali ve elatmanın önlenmesi istemleri ile açılmıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece 09.04.1992 tarihli kira sözleşmesinin geçersizliğinin tespitine, çekişmeli yere davalının elatmasının önlenmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
1-Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden çekişmeli alanın fıstık çamı ağaçlandırılması için 25.02.1991 tarihinde orman yönetimi tarafından davacı köye 49 yıl süre ile tahsis edildiği, davacı köyün orman idaresine 14.03.1991 tarihli taahhütnamesindeki hükme rağmen aynı yeri 09.04.1992 tarihinde davalıya aynı amaçla kullanılmak kaydı ile kiraladığı anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmaz davalıya kiralama işleminden sonra davalı tarafından imar edilmiş ve fıstık çamı ürünü alınma aşamasına getirilmiştir.
Burada öncelikle belirlenmesi gereken husus Borçlar Kanununun 20.maddesi hükmü gereğince bir sözleşmenin konusu imkansız veya gayri muhik ya da ahlaka (adaba) aykırı olursa o sözleşmenin ifasının mümkün olup
./..
2011/8196-9280 -2-
olmayacağıdır. Gerçekten, bir aktin mevzuu imkansızsa o akit ahlaka ve adaba aykırı ise mutlak butlanla batıl olup baştan itibaren geçersizdir. Diğer yandan, orta yerde gabin (B.K.m.21), hata (B.K.m.24), hile (B.K.m.28) veya korkutma (B.K.m.30) iddiaları bulunmakta ise de aktin iptalinin ya da feshinin dava edilmesi mümkündür.
Borçlar Kanunu’nun 1. maddesi hükmüne göre de, akit (sözleşme) “iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun surette rızalarını beyan etmeleridir”. Bu tarife göre, iki taraf iradelerini (rıza) karşılıklı ve birbirine uygun açıklamışlarsa akit kurulmuş olacaktır. Kural olarak taraflar, sözleşmenin konusunu ve koşullarını tayinde serbesttir. Buna hukukumuzda sözleşme serbestisi denilmektedir.
Sözleşmeye ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Yukarıda sözü edildiği üzere taraflar arasındaki kira ilişkisi 09.04.1992 tarihinde kurulmuş, davanın açıldığı 20.03.2007 tarihine kadar sözleşme ifa edilmiştir. Davacının sözleşmenin iptalini ya da feshini gerektirir aşırı yararlanma veya iradeyi sakatlayan nedenlere dayalı bir iddiası da yoktur. Yine belirtildiği üzere, sözleşmenin butlanını gerektirir bir yanı da bulunmamaktadır. Kaldı ki, sözleşme taraflarca uzun yıllardır uygulanmış olduğundan bu gibi iddialarla açılan davalarda iyiniyete dayanılamaz. Davacının verdiği taahhütnameye rağmen sözleşmeden kaynaklanan haklarını dermayan edecek kişi davacı köy tüzel kişiliği değil Borçlar Kanununun 259. maddesinin kıyasen uygulanması yoluyla dava dışı orman idaresidir.
Yapılan bu hukuksal saptamalara göre mahkemece davanın reddi yerine sözleşmenin butlanını gerektirir bir neden varmış gibi istek hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 14.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.