Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/856 E. 2010/12759 K. 07.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/856
KARAR NO : 2010/12759
KARAR TARİHİ : 07.10.2010

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kabulüne karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı-karşı davacı avukatınca duruşmalı davacı-karşı davalı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekilleri avukat … ve avukat … ile davacı vekili avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile imzaladıkları 4.1.1990 tarihli devre tatil sözleşmesi gereğince, Manavgat İlçesi, …. mevkiinde bulunan … ve …. parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki …. Tatil Sitesinde davacı…..’ün F bölgesinde bulunan 4.tip 202 nolu evin 10 nolu devre tatil hakkına sahip olduğunu, davalı tarafından gönderilen 14.2.2005 tarihli yazı ile, yenileştirme ve iyileştirme kapsamında siteye 11.557.000 TL. tutarında harcama yapıldığını, bu miktarın yenileme katkı payı adı altında devre sahiplerinin hisselerine düşen tutarlarda ödemeleri gerektiğinin bildirildiğini, oysa ki sözleşmenin 10. maddesinin c fıkrası gereğince, devre sahipleri olarak ödemekle yükümlü oldukları miktarın, işletme servis bedellerinden ibaret olduğunu, davalının bu servis bedellerini de keyfi olarak fahiş belirlediğini, kapasite artırma ve ek gelir sağlamayı amaçlayan otel, havuz gibi harcamaların devre sahiplerinden talep edilemeyeceğini, bu talebin 4077 sayılı yasa ve yönetmelik hükümlerine ve hakkaniyet ilkelerine de aykırı olduğunu ileri sürerek, davalıya yenileme katkı payı adı altında talep edilen 1.791 TL.ndan sorumlu olmadığının tespitiyle bu konuda yaratılan muarazanın men’ine , işletme servis bedeli olarak ödenmesi talep edilen 1.258 TL. nın hakkaniyete uygun olarak indirilerek bakiyesinden borçlu olamadığının tesbitine karar verilmesini istemiştirrdir.
Davalı, yenileme katkı payına ilişkin talebin, sözleşme, yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiş, birleştirilen davada ise, yapılan bu imalatlar nedeniyle devre tatil hakkının rayiç değerinin arttığını, bu artış oranında da davalı-karşı davacının sebepsiz zenginleştiğini belirterek, 2010/856-12759 fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 2.388 TL. Tazminatın, zenginleşmenin meydana geldiği 29.12.2005 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl dava yönünden, davanın kısmen kabulüne, davacıların her birinin , yenileme katkı payı olarak talep edilen bedelin, 113,00 TL’lik miktarından borçlu olduğunun bakiye miktardan ise borçlu olmadığının tespitine, 2005 yılı devre servis bedelinin 177,54 TL. Olarak kabulü ile bakiyesi Yönünden borçlu olmadığının tesbitine, birleşen davanın ise, BK.nun 66. maddesi gereğince 1 yıllık sürede açılmadığından zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, bu dava ile, davalı şirket tarafından gönderilen 14.2.2005 tarihli yazı ile, yapılan işler gerekçe gösterilmek suretiyle, “yenileme katkı payı” adı altında ödeme yapılmasının talep edilemeyeceğini belirterek, borçlu olmadığının tespitini ve bu hususta yaratılan muarazanın men’ini ayrıca kendisine tanınan yetkiyi kötüye kullanarak ve yüksek miktarda ” işletme (devre ) servis bedeli ” belirlenerek ödenmesinin talep edildiğini ve bu bedelden de hakkaniyete uygun bedel belirlenerek bakiyesinden borçlu olmadığının tesbitini istemiş, davalı ise, yapılan yenileyici ve iyileştirici imalatlar nedeniyle devre tatil sahiplerinin hisselerine düşen bedeli ödemekle yükümlü olduklarını, bu nedenle davacının talebinde haklı olmadığını savunmuş, 23.5.2006 tarihinde açmış olduğu birleşen dava ile de, davalı-karşı davacıların sebepsiz zenginleşmesine dayanarak, tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, asıl davada, 6.6.2008 tarihli bilirkişi raporu gereğince hüküm kurulmuş ise de, söz konusu raporda; 2001 yılından başlayarak 2006 yılı sonuna kadar, davalı şirket tarafından yapılan makul ve normal tamirat, tadilat, yenileme ve onarım giderlerinden, ünite ve devre başına düşen bedelin tespit edildiği ve buna göre davacıların ünite tipine göre sorumlu olması gereken miktarın belirlendiği anlaşılmaktadır. Ancak asıl dava açısından davanın dayanağı, 14.2.2005 tarihli yazı kapsamında talep edilen yenileme ve iyileştirme giderlerinden doğan yenileme katkı payı alacağı olduğuna göre, davacıların … bu davada borçlu olmadığının tespitini talep ettiği 14.2.2005 tarihli yazı kapsamında istenen bedel gözetilerek, bu tarihe kadar yapılan yenileyici ve iyileştirici giderler nedeniyle davacıdan talep edilebilecek tutarın belirlenmesi ve bu tutar dışındaki bedelden davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken, anılan yazı tarihi aşılarak 2006 yılı sonuna kadar yapılan iyileştirme bedelleri üzerinden değerlendirme yapılması, usul ve yasaya aykırı olup davacı yararına bozmayı gerektirir.
2010/856-12759
3-Birleşen dava ile ilgili temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davalı-karşı davacı şirket tarafından, 29.12.2005 tarihi itibariyle devre sahibinin sebepsiz zenginleşmesinin meydana geldiği belirtilerek, bu tarihe kadar yapılan yenileme giderleri nedeniyle tazminat isteminde bulunulduğuna göre, benzer dosyalarda Dairemize ait bozma kararlarında da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davalı-karşı davacının, objektif iyiniyet kurallarına göre, evlerin ve müşterek kullanıma ayrılan yerlerin normal olarak kullanılabilmesi, varlığını koruyabilmesi için zaruri olan bakım ve onarımı, evlerdeki yıpranan eşyaların zorunlu olarak yenilenmesi için gereken masrafları davacı-karşı davalı devre tatilciden sözleşme kapsamına göre isteyebileceğinin kabulü gerekeceğinden, davalı-karşı davacı şirketin sebepsiz zenginleşmeye dayalı söz konusu talep hakkının da anılan sözleşmeden doğduğunun kabulü gerekir. Sözleşmeden doğan davalarda, Borçlar Kanununun 125. maddesi gereğince zamanaşımı süresi 10 yıl olup, birleşen davanın açıldığı tarih itibariyle de 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından, mahkemece işin esası incelenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın sözleşmeden doğduğu gözardı edilerek, yazılı şekilde birleşen davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1.bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz edilen kararın, 2. bent gereğince davacı-karşı davalı, 3. bent gereğince ise davalı-karşı davacı şirket yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan 150.00TL. temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 7.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.