YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10009
KARAR NO : 2010/3667
KARAR TARİHİ : 23.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … gelmiş davacılardan gelen olmadığından duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı avukat olduğunu, 11.5.2006 tarihli sözleşme ile davalının dava dışı şirketteki paylarına ilişkin haklarının korunması ve kullanılması için gerekli girişimleride bulunmayı üstlendiği, bu doğrultuda dava dışı şirketle hissesi bulunan diğer ortak hakkında gerekli girişimlerde bulunup bu hususta dava açtığını, dava devam ederken davalının şirketteki hissesini 100.000.00 TL bedelle diğer ortağa devrettiğini, devirden sonrada davalının yazılı talimatı soncu açılan davadan feragat ettiğini, davalının sözleşme uyarınca hisse devir bedeli 100.000.00 TL’nin %15’i oranındaki ücretten sorumlu olduğunu, ücreti ödemeyen davalının icra takibinede itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının açılan dava hakkında olumsuz şeyler söylediğini, gerekli özeni göstermediğini, malvarlığında şirketten intikal eden bir kazanımının olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, sözleşmede belli bir değer belirtilmediği, hasılı davaya iştirak niteliğinde olduğu, sözleşmede belirtilen aşamadan sonra verilmiş bir hizmetinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı avukat ile diğer davalılara velayeten, kendisine asaleten davalı … arasında imzalanan 11.5.2006 tarihli Avukatlık Hizmet ve Ücret Sözleşmesinde lll/b maddesinde “şirket uhdesinde bulunan malvarlığı yapılacak hukuki girişimlerle malvarlığına katılacak diğer kazanımlar (muvazaalı satış nedeniyle iade, borçtan kurtulma, tazminat vs) toplamı üzerinden müveklilerin hissesine düşen bedelin %l5″nin avukatlık ücreti olarak ödeneceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin düzenlediği tarihte, 20.01.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5043 sayılı yasa ile değişik Avukatlık Kanununun hükümleri yürürlükte olup, sözleşmde kararlaştırılan ücret ve ödenme şeklinin az yukarıda anılan yasa hükümlerine aykırı olmadığı anlaşılmaktadır. Sözleşme geçerli olduğuna ve hükümleride tarafları bağladığına göre uyuşmazlığın sözleşme kapsamında çözülmesi gerekir. Mahkemece sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilerek işin esasına girilmek suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, sözleşmenin yasaya aykırı ve dolasıyla geçersiz olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde alınmasına, 23.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.