Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/14144 E. 2012/12417 K. 28.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14144
KARAR NO : 2012/12417
KARAR TARİHİ : 28.06.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 06.05.2005-07.09.2007 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, mahkemece dinlenen bordro tanığı davacıyı davalıya ait gemide gördüğünü, belgelendirilmemiş olsalar da komşu işyeri tanıkları davacının çalışmasını doğruladığı, Habaş şirketinin sevk irsaliyelerinde davacının adının mal teslim alan bekçi sıfatıyla yer aldığı ve davacı, … şirketinin düzenlediği servis formlarında yer alan telefon numaralarının kendisine ait olduğunu iddia ettiği halde komşu işyeri tanıklarına ait belgeler getirtilerek beyanlarının doğruluğu denetlenmeden, sözkonusu sevk irsaliyeleri ve servis formları değerlendirilmeden eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.

Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, Habaş şirketine ait servis formlarında davacının adının neden bekçi olarak yer aldığı, … AŞ’ye ait servis formlarında yer alan telefon numarasının davacıya ait olup olmadığını araştırmak, mahkemece dinlenen komşu işyeri tanıklarının gerçekten davalı şirkete ait gemi enkazına komşu işyerleri olup olmadığını zabıta araştırması yoluyla ve vergi dairesi, belediye başkanlığı ve ilgili SGK’dan sorulmak suretiyle tespit etmek, davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş başkaca bordro tanıkları yada komşu işverenlerin bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş başkaca çalışanlarını yoksa işyeri sahiplerini tespit edip beyanlarına başvurmak, davacının davalıya ait işyerinde çalışıp çalışmadığını kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit etmek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 28.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.