Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/2677 E. 2012/21766 K. 03.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2677
KARAR NO : 2012/21766
KARAR TARİHİ : 03.12.2012

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı, çakışan hizmet sürelerinden … sigortalısı olarak görülen sürenin 2829 sayılı Yasa gereğince hizmet birleştirilmesi yapılmaksızın ve yaşlılık aylığı hesabında SSK’ya tavandan yatırılan primler gözönüne alınarak yaşlılık aylığının tekrar hesaplanmasına, doğacak maaş farklarından şimdilik 4.500 TL’nin ödenmesine tekrar yapılacak hesaplama uyarınca davacıya hak ettiği bedel üzerinden aylıklarının bağlanmasına, …’a ödenen primlerin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının çakışan hizmet sürelerinden BağKur sigortalısı olarak görülen sürenin 2829 sayılı yasa gereğince hizmet birleştirmesi yapılmaksızın ve yaşlılık aylığı hesabında SSK ya tavandan yatırılan primler gözönüne alınarak yaşlılık aylığının tekrar hesaplanmasına, doğacak maaş farklarından şimdilik 4.500 TL nin ödenmesine,tekrar yapılacak hesaplama uyarınca davacıya hak ettiği bedel üzerinden aylıklarının bağlanmasına, BağKura ödenen primlerin iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının 21.6.1991-22/1/2002 dönemindeki çalışmasının SSK sigortalısı statüsünde geçtiğinin tespitine, 8448 günlük SSK prim ödeme gün sayısı dikkate alınarak davacıya yaşlılık aylığının bağlanması gerektiğine ve belirtilen tarihlere ilişkin … sigortalılığının geçersiz sayılarak iptaline, davacının aylık hesapları ile ilgili işlemlerin karar kapsamında davalı kurum tarafından yapılması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 31/10/1990-22/01/2002 tarihleri arasında A,Ş ortağı olması sebebiyle 1479 Sayılı Yasa anlamında sigortalı olduğu ,20/08/1984-30/10/1990 ve 21/06/1991-25/09/2008 tarihleri arasında SSK sigortalısı olarak toplam 8448 gün 506 sayılı Kanuna tabi çalışmasının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık,davacının 21/06/1991-22/01/2002 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamındaki … sigortalılığı ile çakışan 506 sayılı yasa anlamındaki sigortalılık statülerinden hangi sigortalılık statüsüne üstünlük tanınacağı noktasında toplanmaktadır.
“Çakışan sigortalılık sorununu” gerek 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve gerekse 1479 Sayılı … Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp sigortalının önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasa sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması gerekir. Anılan yasanın 3. maddesinin I. ( F ) bendinde “Kanunla kurulu emekli
sandıklarına aidat ödemekte olanların” ( K ) bendinde ise. “Herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların” sigortalı sayılmayacağı” belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 Sayılı … Kanunu’nun 24. maddesinin I. ve II. Fıkralarında da bir kimsenin … kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında. başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp, önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır (03.10.2001 gün ve E: 2001/21-627, K: 2001/659 Sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı).
Somut olayda, davacının … sigortalılığı 31.10.1990 tarihinde başlamış, 22/01/2002 tarihine kadar devam etmiştir. Davacı 21/06/1991 tarihinde 506 Sayılı yasaya tabi çalışmaya başlamış olup, çalışması 25/09/2008 tarihine kadar devam etmiştir. Buna göre davacının önce başlayan sigortalılığı 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılıktır. Bundan sonra başlayan 506 sayılı Kanuna tabi çalışmasının 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılığı sona erdirmeyeceği ortadadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde bulundurularak istemin reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.