Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/11297 E. 2013/17360 K. 12.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11297
KARAR NO : 2013/17360
KARAR TARİHİ : 12.07.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir.
Davalı …Ş. vekili, şirket ile davacı arasında herhangi bir iş ilişkisi bulunmadığını, Asssit Rehberlik ve Müşteri Hizmetleri A.Ş.’nin davacının işvereni olduğunu, şirketin davanın tarafı olmadığını belirterek davanın husumet sebebiyle reddini savunmuştur.
Dahili davalı Assistt A.Ş. vekili; davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/2. maddesi uyarınca haklı sebeple feshedildiğini, davacı ile diğer davalı … Telekom A.Ş. arasında doğrudan ya da dolaylı olarak işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı … şirketi ile Assistt Rehber. Müş. Hiz. A.Ş. arasındaki ilişkinin muvazaya dayandığı, bu sebeple davalı Assistt Rehberlik Müşteri Hizmetleri A.Ş. aleyhine açılan davanın husumet sebebiyle reddedildiği, davacının iş sözleşmesinin davalı …Ş. tarafından tutum ve davranışları gerekçesiyle bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedilmiş ise de, davacının fesih sebebi olarak gösterilen 18.11.2011 tarihli kötüniyetli olarak bilgi danışma molası kullandığı iddiasının kesin ve inandırıcı şekilde sübut bulmadığı,feshin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğinden, davacının 05.02.2007-28.11.2011 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde müşteri hizmetleri temsilcisi olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin, 28.11.2011 tarihli fesih bildirimi ile davacının 16.10.2007, 01.09.2008, 27.03.2010, 13.09.2010 tarihlerinde yazılı uyarılar aldığı, 18.11.2011 tarihinde yine çalışma kurallarına aykırı davrandığının tesbit edildiği belirtilerek 4857 sayılı Kanun’un 25/II-e maddesince feshedildiği , 16.10.2007 tarihli tutanakta, davacının 11.10.2007 tarihinde sabah saat 07.30’daki vardiyasına yöneticilerine haber vermeden 07.50 civarında gelerek, 09-10.10.2007 tarihli raporunu şirket doktoruna götürerek, raporu onaylatmak istediği, şirket doktorunun tahlil sonucunu inceleyerek raporu onaylayacağını belirttiği, davacının bu duruma sinirlenerek sisteme giriş yapmayarak izinsiz olarak sistemi terkettiğinin belirtildiği, davacıya ihtar verildiği, davacının 01.09.2008 tarihli vardiyasında toplam 40 dk. kısa mola ve bilgi vermeksizin 66 dk. eğitim molası kullandığının tutanak altına alındığı, davacıya ihtar verildiği, 27.03.2010 tarihinde 16.30-17.00 saatleri arasında davacının cep telefonunu kullandığının tesbit edildiği, davacının, olay günü yeğeninin hasta olduğunu, durumunu kendisine mesaj ile iletmelerini istediğini, telefonu kullanmadığını, mesaj sesi üzerine telefonu eline aldığını, sesin başka telefondan geldiğini ve kendisine mesaj gelmediğini anladığını, o sırada molada olduğunu, mola sırasında telefonun elinde kaymış olabileceğini beyan ettiği, davacıya ihtar verildiği, 13.09.2010 tarihli tutanakta, davacının uyarılara rağmen operasyon kuralları ve vardiya planına uymadığı, 07.09.2010 tarihinde 10.30’da başlayan vardiyasına bilgi vermeksizin gelmediği, 14.01’de arandığında haftalık iznini kullanmak istediğini aksi halde rapor alacağını belirttiği, haftalık izin talebinin reddi üzerine özel hastaneden dört günlük rapor getirdiği, işyeri hekiminin, davacının durumunu tahlili ile konulan tahlilin uymadığı, sağlık durumunun iyi olduğunu belirttiği hususunun tutanak altına alındığı, davacının, iddiaları kabul etmediği, rahatsızlığı sebebiyle rapor aldığını beyan ettiği, davacıya ihtar verildiği, 18.11.2011 tarihli tutanakta, davacının 18.11.2011 tarihinde sistemin yoğun olduğu zamanda kötü niyetli olarak bilgi danışma molası kullandığı, yapılan uyarı karşısında farklı still tanımlaması yapıldığından dolayı giriş yapamayacağını bildirdiği, yöneticisine, tut tutanağını çalışmıyorum, diyerek sistemi terkettiğinin belirtildiği, davacının, 18.11.2011 tarihinde normal kişilerden gelen çağrıları cevaplayan öperatör olarak görev yaptığını, tarafıma kurumsal abone çağrısı yönlendirildiğini, gelen abonenin bilgilerini alabilmek için bilgi danışma molasına aldığını,abonenin bilgilerini not ederken sistem dışına itildiğini, sonra aynı yerde görevli uzman… Hanım’ın geldiğini, bilgi danışma molası aldığımı belirterek
sebebini sorduğunu, kendisininde, kurumsal abone çağrısı geldiğini, bilgi danışma molasına bu sebeple aldığını, bu arada sistem dışına atıldığını, tutanağımı yazarsınız dediğini, kötüniyetinin olmadığını beyan ettiği, bilirkişinin son olayda davacının kötüniyetli davrandığının ıspatlanamadığını tesbit ettiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, davacının yukarıda anılan ve farklı tarihlerde yaptığı beş ayrı eylemleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, 4857 sayılı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmasada, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlar niteliğinde olduğu ortada olup, iş sözleşmesinin geçerli sebeple feshedilmesi şartlarının oluştuğu gözetilmeden davanın reddi yerine kabulüne yönelik yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Öte yandan, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2012/18727 esas, 2012/26716 karar sayılı ilamı ile Assist şirketinin iş kolunun, ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar olduğunun tesbit edildiği, Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin işkolu ile aynı olmadığının ortaya çıktığı, bu durumda, Türk Telekomünikasyon şirketinin, işinin bir bölümünü işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işler kapsamında Assistt şirketine verdiği değerlendirilerek, davalılar arasında muvaza olduğundan bahsedilemeyeceği, davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğunun kabul edilmesi gerektiği düşünülmeden yanlış yorum ile yazılı şekilde karar verilmesi osul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Peşin alınan harcın mahsubuyla bakiye 5.90 harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 140,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalılara iadesine, kesin olarak 12.07.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.