Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/9743 E. 2012/4559 K. 26.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9743
KARAR NO : 2012/4559
KARAR TARİHİ : 26.03.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davacı ve davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, iş kazasına uğrayan davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi, tedavi gideri ve ücret alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 112,00 TL maddi ve 500,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Davacı … “boyacı” olup davalı …’ın ortağı olduğu … İnş.Emlak San ve Tic.Ltd.Şti ünvanlı şirkete ait “bina inşaatı” işyerinde çalışmaktayken 3.6.2005 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu yaralandığı, mahkemece kusurun % 70’inin işveren …’a, % 30’unun davacıya ait olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacının çalışmakta olduğu bina inşaatı davalı …’ın ortağı olduğu … İnş.Emlak San ve Tic.Ltd.Şti ünvanlı şirkete ait olup 506 sayılı Yasa’nın 4/1 maddesine göre “işveren” şirkettir. Davalı … ise şirketin ortağı ve temsilcisi olup davacı ile şirket adına hizmet sözleşmesi imzalayan kişi olarak aynı Yasa’nın 4/2 maddesine göre “işveren vekilidir”.
İşveren vekili “işveren nam ve hesabına işin yönetimi görevini yapan kimse” olduğundan doğrudan temsil yetkisinin doğal sonucu olarak, işveren adına yaptığı işlemler nedeniyle işveren vekilinin işçilere karşı özel hukuktan doğan bir hukuki sorumluluğu bulunmamaktadır.
Türk Medeni Yasası’nın 50. maddesinde tüzel kişilerin organlarının hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokacağı, organların kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumlu olacakları bildirilmiştir. Tüzel kişilerin borçlarından ötürü organlarının veya temsilcilerinin kişisel kusurları dışında şahsen sorumlu olacaklarına dair bir yasal düzenleme bulunmadığından, işkazası ve meslek hastalığı nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasında, olayın meydana gelmesinde kişisel bir kusuru bulunmayan işveren vekilinin bu sıfatla hukuki sorumluluğuna gidilemez. Bu nedenlerle, zararlandırıcı olayın meydana gelmesinde kişisel kusuru bulunmayan işveren vekiline yalnız bu sıfatı nedeniyle husumet yöneltilemez.
Somut olayda, mahkemece, 29.5.2008 tarihli kusur raporu hükme esas alınarak davalı …’ın ve … İnş.Emlak San ve Tic.Ltd.Şti’nin iş kazasının meydana gelmesinde müştereken ve müteselsilen % 70 kusurlu olduğu kabul edilerek davalı … hakkında hüküm kurulmuş ise de anılan bilirkişi kurulu kusur raporunda davalının “işveren vekili” sıfatıyla sorumlu tutulmasını gerektiren kişisel kusurunun ne olduğu açıkça belirlenmediği gibi raporda işverenin birinci derecede sorumlu olduğu belirtildikten sonra “işveren vekilinin” işverenin kusurundan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasını gerektirir yasa maddesi bulunmadığı halde hiçbir gerekçe gösterilmeden birlikte sorumlu tutulmaları da doğru değildir.
İş kazasından doğan tazminat davalarının özelliği gereği, İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işverenin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği’nin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle işveren vekilinin kişisel kusuru olup olmadığı ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmeden yalnızca “işveren vekili” olması nedeniyle iş kazası sonucu davacıda meydana gelen maddi ve manevi zararların giderilmesinden sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş, bilirkişi kurulundan davalının kişisel kusuru olup olmadığını açıklayan rapor almak ve kişisel kusuru bulunmadığı takdirde husumet yöneltilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar vermek, kişisel kusuru bulunduğu takdirde yargılamaya devam ederek dosyada bulunan delil ve belgeleri de gözeterek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
3-Davacı vekili, 16.3.2010 tarihli celsede alınan beyanında ve 22.6.2010 tarihli dilekçesinde davacının maluliyetinin bulunmadığını belirterek bacağının kırılması nedeniyle tedavi gördüğünü beyan etmiş ve böylece maddi tazminat isteminin davacının geçici işgöremediği süreye ilişkin olduğunu ifade etmiştir.
Mahkemece, davacının tedavi evrakları getirtilerek iş kazası nedeniyle geçici işgöremezlik süresini saptayan sağlık kurulu raporu alınmadan İş Müfettişi raporunda davacının iş kazasından 2 gün sonra çalışmaya başladığı yönündeki beyana itibar edilerek davacının geçici işgöremezlik süresinin 2 gün olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş; davacının tedavi evrakları getirtilerek iş kazası nedeniyle geçici işgöremezlik süresini saptayan sağlık kurulu raporu alınmak suretiyle davacının geçici işgöremezlik zararı ile manevi tazminatın miktarını belirlemekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı ve davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, bozma nedenlerine göre tarafların manevi tazminatın miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 26.3.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.