YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13649
KARAR NO : 2010/14555
KARAR TARİHİ : 23.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 09.02.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 29.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı vaat borçlusu, 2507 sayılı parselde satış vaadine konu edilen bölümün 1777,68 m2 olduğunu, davayı bu miktar üzerinden kabul ettiğini bildirmiştir.
Mahkemece, dava kısmen kabul edilmiş, 2507 sayılı parselin tapu kaydının iptali ile 1777,68 m2’lik kısmının davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
İncelenen tapu kayıt örneğinden; 18.962 m2 yüzölçümündeki 2507 sayılı parselin taraflar adına verasette iştirakli olarak kayıtlı olduğu görülmektedir. Tarafların, 24.04.1998 tarihli satış vaadine konu yaptıkları 1777,68 m2 miktarın davalının verasette iştirak rejimine tabi olarak maliki bulunduğu hususunda bir çekişmeleri yoktur. Davada, davalıya ait payın tamamının iptal ve tescili istendiğinden, dava da kısmen kabul edildiğinden, reddolunan bölüm için davalı yararına avukatlık ücreti takdirinde de bir yanılgı bulunmamaktadır. Ancak;
HUMK’nun 389.maddesi uyarınca, hükümde taraflara yükletilen hak ve borçların açık biçimde yazılması gerekir. Aksi takdirde, hüküm infaz edilemez ve taraflar yeni bazı çekişmeler içine düşer. Yukarıda belirtildiği üzere, 2507 sayılı parselin mülkiyeti elbirliği rejimine tabidir. Elbirliği mülkiyetinde, hiçbir ortak için tasarruf edebilecek pay söz konusu değildir. Elbirliği ortaklığı, tüzel kişiliği olmayan bir ortaklıktır. Mal üzerinde ortakların doğrudan doğruya hakları yoktur. Mülkiyetin sahibi, tüzel kişiliği bulunmayan ortaklık yani ortakların bütünüdür. Dairemiz uygulamasına göre, elbirliği mülkiyetine tabi bir taşınmazda paydaşların, diğer bir paydaşa yaptığı satış veya satış vaadi geçerlidir. Fakat, satışın veya satış vaadi sözleşmesinin ifası elbirliği mülkiyeti paylı hale getirildiğinde mümkündür.
Bu açıklamalardan sonra mahkemece yapılması gereken iş, tarafların satış vaadine konu yaptıkları çekişmesiz olan 1777,68 m2’ye karşılık gelen payı, gerek duyulursa bilirkişi incelemesi de yaptırılarak hesaplatmak, tarafların taşınmazdaki paylarını usulen tespit etmek ve davalı payından satış vaadine konu payı iptal ederek davacı adına tescil etmek, davayı bu şekilde kabul etmek olmalıdır.
Yukarıda belirtilen yönler bir yana bırakılarak, infazı olanaksız şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 23.12.2010tarihinde oybirliğiyle karar verildi.