Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/10197 E. 2010/12625 K. 11.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10197
KARAR NO : 2010/12625
KARAR TARİHİ : 11.11.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 07.10.2009 gününde verilen dilekçe ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesine göre yapılan düzeltme işleminin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 11.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, davanın niteliği gereği duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı, 154 ada 2, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazlarda Kadastro Müdürlüğünce yapılan düzeltme işlemi ile 4 parsel sayılı taşınmaz lehine mülkiyet aktarımı oluştuğunu, işlemin hatalı olduğunu ileri sürerek iptalini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlar, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali isteğine ilişkindir.
5304 Sayılı Kanunun 9.maddesi ile yapılan değişiklikten sonra anılan madde;
“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir.
Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine Kadastro Müdürlükleri yetkilidir” şeklinde düzenlenmiştir.
Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Türk Medeni Kanununun 719. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddeleri uyarınca harita ve krokisi kapsamı ile değer verilir. Harita ve krokiden diğer bir ifade ile mülkiyet hakkının kapsamından maksat sınır çizgileri değil haritanın gerçek ölçü değerleridir. 41. madde ile mülkiyet hakkının yatay kapsamının belirlenmesi ve taşınmazı komşu taşınmazlardan ayıran, ferdileştirilmesini sağlayan harita ve planlarda yapılan ölçü, sınırlandırma, tersimat veya hesaplama hatalarının düzeltilmesi amaçlanmıştır. Yapılacak düzeltme ile mülkiyet aktarımına neden olunmamaktadır. Kuşkusuz, mülkiyet aktarımına neden olan hatalar için çözüm açılacak tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kadastro müdürlüğünün re’sen veya ilgililerin başvurusu üzerine yapacağı açıklanan düzeltme işlemlerini ilgililere tebliğinden sonra, ilgililerin sulh hukuk mahkemesine 30 gün içinde açacakları davada, düzeltme işlemi yararına olan kişi ya da kişiler hasım gösterilerek işlemin iptali istenebilir. Düzeltme işleminin kadastro müdürlüğünce re’sen yapıldığı durumlarda müdürlüğe karşı da dava yöneltilmelidir.
Somut olayda; dava konusu taşınmazların bulunduğu ada da imar uygulaması işlemleri sırasında 2, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların ortak sınırının paftasına hatalı tersim edildiğinin belirlenmesi nedeniyle düzeltme işlemi yapıldığı, işlemin dayanağı inceleme raporu içeriğinden anlaşılmaktadır. Yine rapor içeriğine göre poligon noktalarının haritaya tersimi sırasında açıların hatalı alındığı belirtilmiş ve bu rapora göre de düzeltme yapılmıştır. Mahkemece iptali istenen işlemin yerindeliğini saptamak için taşınmaz başında keşif yapılmış, bilirkişi heyetinin düzenlediği raporda işlemin dayanakları ve içeriği rapora geçirilmeden doğru olduğu şeklinde görüş belirtilmiştir.
Yukarıda da açıklandığı gibi tersimat hatası düzeltim işlemlerinde taşınmazın gerçek mülkiyet sınırlarının değişmemesi, paftadaki hatanın giderilmesi gerekmektedir. Bu nedenle de taşınmaz başında yapılacak keşifte taşınmazın gerçek mülkiyet sınırları ile pafta durumunun karşılaştırılması, işlemin Kadastro Sırasında veya Sonrasında Yapılan İşlemlerle Geometrik Durumları Kesinleşmiş Olan Taşınmazlarda Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat ve Hesaplamalardan Doğan Hataların Düzeltilmesine İlişkin Yönetmelik hükümleri doğrultusunda yapılıp yapılmadığı uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanmalıdır. Bu saptamalardan sonrada gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporu(HUMK.m.279)da gözetilerek sonuca gidilmelidir. Mahkemece açıklanan hususları içermeyen ve iptali istenen işlemi denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak davanın reddi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 11.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.