YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10042
KARAR NO : 2010/11357
KARAR TARİHİ : 26.10.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.09.2009 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.05.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar … ve … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, tapuda adına kayıtlı 124 ada 55 parsel numaralı taşınmazın genel yola bağlantısının bulunmadığını belirterek davalılara ait taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacıya ait 55 numaralı parsel yararına 57, 58, 59, 60 ve 61 parsel sayılı taşınmazlardan geçit kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, 57 ve 59 numaralı taşınmaz malikleri … ve … temyiz etmiştir.
Dava TMK’nun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir.
Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Somut olaya gelince;
Yukarıda açıklandığı gibi geçit hakkı, yararına geçit hakkı kurulan taşınmazın yolla kesintisiz olarak bağlantısını sağlamalıdır. Hüküm altına alınan geçit hakkı dereye ulaşmakta olup kesintisizlik ilkesi ihlal edilmiştir.
Aleyhine geçit kurulan 57 ve 58 sayılı parseller ekonomik bütünlükleri bozulacak şekilde ikiye bölünmüştür.Dosyada bulunan krokiden mahkemece inceleme yapılan seçenekler dışında başkaca alternatifler bulunduğu tam olarak saptanamamış ise de hükme esas alınan bilirkişi raporunda da taşınmazın güney ve batı sınırlarından genel yola ulaşma olanağının bulunup bulunmadığı değerlendirilmemiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak 55 numaralı parselin yukarıda açıklanan güney ve batı sınırı değerlendirilmeli, açıklanan ilkeler doğrultusunda seçenekler saptanmalı, tüm alternatiflerin dereye ulaşması halinde dereden aynı zamanda yol olarak yararlanma olanağının bulunup bulunmadığı hususu da belirlenerek oluşacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan bu yönler gözardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de;
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderlerinin ( harç ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere) davacı üzerinde bırakılması gerekirken davalıdan alınmasına karar verilmiş olması da doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine 26.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.