Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/11329 E. 2010/12761 K. 23.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11329
KARAR NO : 2010/12761
KARAR TARİHİ : 23.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.05.2010 gününde verilen dilekçe ile tavzih istenmesi üzerine yapılan inceleme sonunda; istemin kabulüne dair verilen 04.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 06.05.2010 tarihli dilekçesinde; … ile … İnşaat Limited Şirketi arasında 08.01.1986 tarihinde düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi gereğince açılan tapu iptal ve tescil davasında yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen mahkemece satış vaadinde bulunan davalı şirket adına olan tapunun iptali yerine şirket temsilcisi … adına kayıtlı tapunun iptali yönünde hüküm kurulduğunu belirtilerek yapılan yanlışlığın tavzih yolu ile giderilmesini istemiştir.
Mahkemece istem kabul edilmiş, 04.06.2010 tarihli ek karar ile; Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/431 E. 1996/502 K. sayılı kararının hüküm sonucundaki “davalı … adına kayıtlı olan hissenin tapusunun iptali ile iptal edilen bu hissenin” ibaresinin çıkartılarak yerine “davalı … İnşaat Kol.Şti. adına kayıtlı olan tapusunun iptali ile” sözcüklerinin yazılarak hükmün düzeltilmesine karar verilmiştir.
Hüküm davalı şirket tarafından temyiz edilmiştir.
Hükümlerin tavzihi; hükmün müphem olması veya birbirine aykırı (çelişik) fıkralar içermesi halinde, hükmün gerçek anlamının meydana çıkarılması için başvurulan bir yoldur.
HUMK.nun 455. maddesinde; “hüküm müphem ve gayrivazıh olur veya mütenakız fıkralar ihtiva ederse icrasına kadar iki taraftan her biri ilamın tavzihini ve tenakuzun ref’ini isteyebilir” denmektedir.
HUMK.nun 455.maddesinde belirtildiği gibi, açık olmayan veya çelişik fıkraları kapsayan hükümlerin açıklanması istenebilir. Yargılamanın iadesine karar verilmedikçe veya hüküm temyiz edilip bozulmadıkça verilen hükmün değiştirilmesi mümkün değildir. Hükümlerin tavzihi de bunun bir istisnası olarak kabul edilemez. Hakim burada hükmün başka türlü anlaşılmasını önlemek için gerçeği ortaya koymakla ödevlidir.
Tavzih, kural olarak sadece hüküm fıkrası hakkında olur. Hükmün gerekçesinin açıklanması için, tavzih yoluna başvurulamaz. Ancak, hüküm fıkrası ile gerekçe arasında bir çelişki varsa, bu çelişkinin giderilmesi için tavzih yoluna başvurulabilir. (YHGK’nın 14.06.1967 gün ve 1967/9-462 E. 300 K. sayılı ilamı)
Hakim tavzih yolu ile hükümde unutmuş olduğu talepler hakkında karar verip bunu hükmüne ekleyemez. Bunun gibi hüküm verirken unutmuş olduğu vekalet ücreti veya faiz hakkında tavzih yolu ile bir karar verip bunu hükmüne dahil edemez. Aynı şekilde kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişki de tavzih yolu ile giderilemez. Bütün bu anlatımlardan çıkan netice, tavzih yolu ile kesinleşmiş olan hüküm sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Altıncı Baskı, 2001, cilt 5, sayfa 5270 vd.)
Açıklanan kuralların ışığında somut olaya bakıldığında; tavzih istemine konu kararın gerekçesinde dava konusu taşınmazın … ve … adına kayıtlı olduğu belirtilerek davanın kabulüne, hüküm sonucunda da bu gerekçeden hareketle … adına kayıtlı olan hissenin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. Mahkemece verilen hükümde, hüküm sonucu ile mahkemenin gerekçesi arasında herhangi bir çelişki bulunmamaktadır.
Belirtilen nedenle istemin kabul edilerek hüküm sonucunun değiştirilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davalının temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine 22.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.