Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/10050 E. 2013/12010 K. 23.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10050
KARAR NO : 2013/12010
KARAR TARİHİ : 23.05.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli ve haklı neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, iş sözleşmesinin, işyerinde üretimin azalmasıyla istihdam fazlalığının oluşmasına bağlı olarak, işyeri ve işin gereklerinden kaynaklanan geçerli nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Yargılama devam ederken, davalı işverenin işe daveti sonucu davacı işçi, 10.05.2012 tarihinde yeniden işyerinde çalışmaya başlamıştır.
Mahkemece, davalı işverence gönderilen işe davet bildiriminin usulüne uygun yapılmadığı gerekçesiyle, feshin geçersizliğine, davacının süresi içinde başvurusuna rağmen işverence işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının dört aylık brüt ücret tutarı olarak belirlenmesine, kararın kesinleşmesine kadar en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler; sürüm ve satış imkanlarının azalması, talep ve sipariş azalması, enerji sıkıntısı, ülkede yaşanan ekonomik kriz, piyasada genel durgunluk, dış pazar kaybı, ham madde sıkıntısı gibi işin sürdürülmesini imkansız hale getiren işyeri dışından kaynaklanan sebeplerle yeni çalışma yöntemlerinin uygulanması, işyerinin daraltılması, yeni teknolojinin uygulanması, işyerinin bazı bölümlerinin kapatılması ve bazı iş türlerinin kaldırılması gibi işyeri içi sebeplerdir.
İşletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan sebeplerle sözleşmeyi feshetmek isteyen işverenin fesihten önce fazla çalışmaları kaldırmak, işçinin rızası ile çalışma süresini kısaltmak ve bunun için mümkün olduğu ölçüde esnek çalışma şekillerini geliştirmek, işi zamana yaymak, işçileri başka işlerde çalıştırmak, işçiyi yeniden eğitereksorunu aşmak gibi varsa fesihten kaçınma imkanlarını kullanması, kısaca feshe son çare olarak bakması gerekir.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Öte yandan, dava devam ederken, davacı işçinin işe başlatılmış olması, aksi ileri sürülmedikçe ve kural olarak, davalı işverenin feshin geçerli bir sebebe dayanmadığını kabul ettiği şeklinde değerlendirilmelidir.
Somut olayda, 01.04.2008-16.02.2012 tarihleri arasında forklift operatörü olarak çalışan davacı işçinin, iş sözleşmesi, 16.02.2012 tarihi itibariyle, işyerinde üretimin azalmasıyla istihdam fazlalığının oluşması sebep gösterilerek, işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebeplerle feshedilmiş; işe iade davası yargılamasının devam ettiği 25.04.2012 tarihinde keşide edilen bildirim ile işçi, aynı nitelikte personele ihtiyaç duyulduğundan bahisle işe davet edilmiş, akabinde davacı işçi, 10.05.2012 tarihinde yeniden işe başlatılmıştır. Davalı vekilince, davacının iş sözleşmesinin feshinden iki ay sonra siparişlerin kısmen artması ve ekonomik durgunluğun bir nebze düzelmesi üzerine yeni işçi istihdam edilmek istendiği vurgulanarak, fesih anı itibariyle, feshin geçerli nedene dayandığı ileri sürülmüşse de, başlangıçta dayanılan, sürüm ve satış olanaklarının azalması, üretimin düşmesiyle istihdam fazlalığının oluşması olgularının geçici nitelikte olduğunun, fesih anı itibariyle fesihten kaçınma imkanlarının kullanılmadığının kabulü sonucunu gösterdiğinden, fesih geçersizdir. Mahkemece feshin geçersizliğine hükmedilmesi sonucu itibariyle doğru ise de, işe başlatılan işçi hakkında, işe iadeyle birlikte işe başlatmama tazminatına hükmedilmesi ve işçinin boşta geçen süresinin 16.02.2012-10.05.2012 tarihleri arasında olmasına rağmen, boşta geçen süre ücret alacağının dört ay üzerinden belirlenmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen sebeplerle:
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE,
3-Davacının dava devam ederken davalı işverence işe başlatılmış olması sebebiyle işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
4-Davacının, boşta geçen süresi olan, 16.02.2012 ila 10.05.2012 tarihleri arasındaki doğmuş bulunan ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine, ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan mahsubuna,
5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.320,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 187,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 23.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.