YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11156
KARAR NO : 2010/4578
KARAR TARİHİ : 08.04.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı Şirketin Yönetim Kurulu Başk. … ve vekili avukat … gelmiş, davalılar tarafından gelen olmadığından onların yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan 6.11.2006 tarihinde 489 nolu parselde kayıtlı taşınmazı 5.850.000 TL.na satın aldığını, ancak taşınmaz üzerine arazinin eğimini örtmek üzere büyük miktarda dolgu malzemesi döküldüğünün ve bu hali ile üzerine bina inşaa etmenin mümkün olmadığının anlaşıldığını, davalıya taşınmazın bu ayıbının 8.12.2006 tarihli ihtar ile bildirildiğini ancak olumlu sonuç alınamadığını ileri sürerek, satış bedelinden 8000 TL.nın tenzili ile bu tutarın temerrüt tarihinden yasal faizi ile ödetilmesini istemiş, 20.4.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile de, ayıba karşı tekeffül kapsamında semenin tenziline, sözleşme öncesi görüşmelere ayıkırı eksik kusurlu ifa, hile sebebi ile haksız fiile dayalı tazminat hükümleri değerlendirilerek karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazın hali hazır durumunu görerek ve dolgu malzemesinin döküldüğünü bilerek satın aldığını, ortada bir gizli ayıbın bulunmadığını, taşınmazın bulunduğu bölgede davacının 1997 tarihinden itibaren faaliyette bulunduğunu bu nedenle çevreyi ve taşınmazı bildiğini savunarak , davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının taşınmazda gerekli incelemeleri yaparak satın aldığını ve ortada bir gizli ayıbın bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddi ile ıslahın davayı uzatmak amacıyla kötüniyetle yapıldığından ıslah dilekçesinin dikkate alınmamasına karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıdan satın aldığı tarla vasıflı taşınmazın arazinin eğimini örtmek üzere dolgu malzemesi ile kaplandığının satın aldıktan sonra anlaşıldığını ve bu şekilde üzerine bina yapılmasının mümkün olmadığını, satın almadan önce inşaat mühendisi vasıtasıyla alınan değerleme raporunda da dolgu malzemesinin kullanıldığının tesbit edilemediğini, bu nedenle gizli ayıplı olarak taşınmaz satıldığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalılar ise, dava konusu taşınmaza dolgu malzemesinin 1997-98 tarihlerinde döküldüğünü, taşınmaza 300 metre mesafede davacı şirkete ait tesisilerin bulunduğunu ve 2005 yılından itibaren bu çevrede davacının inşaat yapmakta olduğunu, ortada bir gizli ayıbın bulunmadığını savunmuştur.
Davacı şirket tarafından inşaat mühendisi vasıtasıyla aldırılan 20.10.2006 tarihli değerleme raporunda, parselin eğimli ve engebeli olduğu, parsel üzerinde yapılaşmayı engelleyici herhangi bir unsurun bulunmadığının açıklandığı ve davalılar adına kayıtlı bu taşınmazın 6.11.2006 tarihinde tapu devrinin davacı şirkete devredildiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Yargılama aşamasında alınan 6.10.2007 ve 13.5.2008 tarihli bilirkişi raporlarında, yapılan incelemede dava konusu taşınmaza satış tarihinden önce 110.240.598 metreküp hafriyat malzemesinin döküldüğü, hafriyatın çok eski dökülmüş, zemine oturmuş olduğu ve üzerinde bitki örtüsü oluştuğu, bu gözlemin arazi üzerinde oluşan topografik durum ile belirginleştiği açıklanmıştır.
Mahkemece, davacı şirketin dava konusu taşınmazda gerekli tetkik ve araştırma yaparak, dolgu malzemesinin dökülü olduğunu görerek satın aldığı, ve gizli ayıbın bulunmadığı gerekçesi ile dava reddedilmiştir. Dava konusu taşınmaza , 1997-98 tarihlerinde dolgu malzemesinin döküldüğü hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlığın, bu hususun gizli ayıp sayılıp sayılmayacağı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı gibi, davacı tarafından aldırılan değerleme raporu ile yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarında, taşınmazdaki dökülen dolgu malzemesinin mutad dikkatle anlaşılmasının mümkün olmadığı, değerleme raporu ile bile taşınmazın bu durumunun tesbit edilmediği bu yönü ile dolgu malzemesi dökülerek taşınmazın davacılara satılmasında gizli ayıbın bulunduğunun kabulü gerekir. Açıklanan nedenle gizli ayıplı satış nedeni ile davacı talepleri değerlendirilerek gerekli araştırma ve inceleme yapılmalı ve sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 8.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.